Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/8810 E. 2006/10405 K. 04.10.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/8810
KARAR NO : 2006/10405
KARAR TARİHİ : 04.10.2006

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 16.3.2006 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; elatmanın önlenmesi davasının kabulüne dair verilen 14.6.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, çaplı taşınmaza oluşan elatmanın yıkım suretiyle giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalının davacıya ait 9 parsele elatmasının önlenmesine, ancak yıkım fahiş zarar meydana getireceğinden davacıya ait 9 parseldeki ekmekliğin arsa bedeli 74.85 YTL. davalı tarafından ödendiğinde bu kısım mülkiyetinin davalı tarafa aidiyetine karar verilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanunun 683.maddesi uyarınca mülkiyet hakkı bulunan malik hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde yararlanma, kullanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Yine aynı hüküm uyarınca eşyaya haksız bir elatma varsa anılan hüküm malike elatmanın önlenmesini isteme yetkisi de tanımıştır. Yasanın 684.maddesine göre de bir şeye malik olan kimse o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur. Taşınmaz mülkiyetinin kapsamını belirleyen 718.maddesinde ise mülkiyet hakkı kapsamına yasal sınırlamaları saklı kalmak üzere yapıların, bitkiler ve kaynakların gireceği hükme bağlanmıştır. Bu açıklamalara göre, arzı ayrı üzerindeki yapıyı ayrı düşünme olanağı yoktur. Zira kural olarak arza malik olan kimse arz üzerindeki yapıların da maliki sayılır.
Somut olayda; çaplı taşınmaz maliki olan davacı elatılan kısmın yıkımını istemiş, buna karşılık davalı dava konusu yere ait davacı tapusunu iptal ve tescilini talep etmemiştir. Mahkeme kararının gerekçesinde fen bilirkişisinin 15.5.2006 tarihli krokisinde … ile işaretli ve davalının yaptığı anlaşılan
ekmeklik yerinin davacı taşınmazına taşkın olduğu halde yıkımı fahiş zarar doğuracağından davacının yıkım isteminin reddedildiği, muhtesatın bulunduğu arz parçası bedelinin davacıya ödenmesine karşılık bu yer mülkiyetinin az yukarıda sözü edilen arz ile muhtesatın ayrı ayrı düşünülemeyeceği ilkesine aykırı olarak davalı kullanımına bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Çaplı taşınmaza yapı yapmak suretiyle elatma varsa ve elatılan kısmın yıkımı fahiş zarar meydana getirecekse yapının yıkılmaması için bu yapıyı yapan kişinin iyiniyetli olup olmadığına bakmak gerekir. Şayet taşkın yapıyı yapan kişi iyiniyetli ise ve yıkım halinde fahiş zarar meydana gelecekse yıkım kararı verilemez. Yapı sahibinin kötü niyetli olması durumunda yıkımın fahiş zararı meydana getirilip getirmeyeceğinin bir önemi yoktur. Yapı sahibinin kötü niyetli olması durumunda herhalde taşkın yapının yıkımı gerekir.
Dosya kapsamından yörede 1984 yılında imar çalışmaları yapıldığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporlarına göre de, mahkemenin kal talebini reddettiği ekmeklik yeri bu imar çalışmalarından sonra taşınmaz kadastrol çapa bağlı iken meydana getirilmiştir. Taşınmazın çapa bağlı olduğunu bilen veya bilebilecek durumda olan davalının çap kapsamı dışına çıkarak davacıya ait parsel üzerinde ekmeklik yapmış olması onun kötüniyetli olduğunu gösterir. Böyle olunca, davalının kötüniyeti korunamayacağından fahiş zarar meydana getirip getirmediğine bakılmaksızın dava konusu bölümün yıkımına karar verilmesi yerine bu istemin yasaya uygun düşmeyen bir yöntemle reddi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 04.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi