YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/15178
KARAR NO : 2007/15773
KARAR TARİHİ : 10.12.2007
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25.9.2006 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davalı … hakkındaki davanın reddine, dahili davalıların elatmasının önlenmesine, su şebekesinin kal’ine, haksız müdahale ile oluşan 52,88 YTL maddi zararın dahili davalılardan tahsiline dair verilen 12.6.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi dahili davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi, zararın tahsili ve tesbit giderlerinin ödetilmesi istemleri ile açılmıştır.
Davalı maliki bulunduğu taşınmazı üçüncü bir kişiye kiraya verdiğini, elatması olmadığını, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davacının dilekçesinde davalı göstermediği … ile … davaya dahil edilmiş, dava kabul edilerek davaya dahil edilenlerin hukuka aykırı elatmalarının önlenmesine, 52.88 YTL maddi zarar ile yargılama giderlerinin bu kişilerden tahsiline ve davacı taşınmazına döşendiği anlaşılan su borularının kal’ine karar verilmiştir.
Hükmü davaya dahil edilenlerden … temyiz etmiştir.
Kural olarak, bir davada sayıları fazla olsa da davacı ve davalı olmak üzere daima iki taraf bulunur. Mahkemeden hukuki yardım talep eden kimseye davacı, davacının subjektif hakkına tecavüz ettiğini iddia eden ve aleyhine dava açılan kişi veya kişilere de davalı denir. Bir davanın başarı ile sonuçlanması için de davanın gerçek anlamda davalı sıfatını taşıyan kimse aleyhine açılması gerekir. Aksi takdirde bu sıfatı taşımayan kişi hakkındaki dava reddedilir.
Somut olayda mahkemece başlangıçta davalı gösterilen kişinin gerçek hasım olamayacağı kanaatına ulaşılmış, nitekim hükümle de davalı … hakkında açılan dava red edilmiş, ancak; davaya dahil edilen … ve … Belediyesi aleyhindeki davalar kabul edilmiştir. Az yukarıda sözü edildiği üzere davanın tarafları davacı ve davalıdır. Bunun doğal sonucu olarak da hükmün davacı ve davalıya yönelik olarak kurulması gerekir. Usul Hukukunda “davaya dahil etme” kurumu yer almadığından, davaya sonradan dahil edilenler leh ve aleyhlerine hüküm kurulamaz. Mahkemece açıklanan ilkeler ihlal edilerek davaya dahil edilenler aleyhine hüküm kurulması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın iadesine, 10.12.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.