YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9897
KARAR NO : 2022/13178
KARAR TARİHİ : 26.10.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
No :
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince verilen kararın, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı kurum vekili, sigortalı …’un davalıya ait iş yerinde çalışırken 20/04/2016 tarihinde iş kazası geçirmesi sonucunda davacı kurumca sigortalıya iş kazasının birleşme sonucu oluşan SİD oranının iş kazası tesir oranı üzerinden 171.026,54 TL ilk peşin sermaye değerli gelir bağlandığını, 19.643,56 TL geçici iş göremezlik ödemesi ödendiğini ve 2.570,35 TL tedavi masrafı yapıldığını belirterek kazalıya bağlanan gelir, ödenen geçici iş göremezlik ödemesi ile yapılan masrafları yönünden rücu alacağının tespiti ile şimdilik bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinden kaynaklı 3.000,00 TL nin gelirin onay tarihinden itibaren, 1.000,00 TL geçici iş göremezlik ödemesinin ödeme tarihinden, 100,00 TL tedavi masrafının sarf tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın zamanaşımına uğradığını, iş kazasının meydana gelmesinde davalının kusuru bulunmadığını belirterek haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Yargılama aşamasında, kazalıya bağlanan gelirin, sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi yönünden yapılan kontrol muayenesi sonucunda %4,30’a düştüğünden gelirin 17.08.2019 tarihinden itibaren durdurulduğu ve sigortalıya 15.10.2016-17.08.2019 tarihleri arasında 38.865,94 TL fiili ödeme yapıldığı tespiti yapılarak;
“1-Davacının davasının kabulü ile,
Davalı TTK nın % 50, 3. Kişi …’nun %20 kusurlu olduğu anlaşılmakla, davacının davalıdan sigortalıya bağlanan gelirden kaynaklı isteyebileceği alacağının 23.319,56 TL, ödenen geçici iş göremezlik ödemesinden kaynaklı isteyebileceği alacağının 13.750,49 ve yapılan tedavi masraflarından kaynaklı isteyebileceği alacağının 1.799,24 TL olduğu anlaşılmakla birlikte taleple bağlı kalınarak;
Sigortalıya bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinden kaynaklı alacak olarak 3.000,00 TL’nin gelirin onay tarihinden itibaren,
Sigortalıya ödenen geçici iş göremezlik ödemesinden kaynaklı alacak olarak 1.000,00 TL’nin ödeme tarihinden itibaren,
Kurum tarafından yapılan tedavi masraflarından kaynaklı alacak olarak 100,00 TL’nin sarf tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine” karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
“1-Tarafların istinaf başvurularının HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili, kusur ve hesap yönünden eksik araştırmaya dayalı kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, kusur ve hesap yönünden eksik araştırmaya dayalı kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1) Davanın yasal dayanağı, olay tarihinde yürürlükte bulunan ve 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 21. maddesidir.
5510 sayılı Kanun’un 21. maddesinin 1. fıkrasında, iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir davranışı sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamının, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirileceği belirtilmiştir.
Rücu davaları, kusur sorumluluğuna dayanmakta olup, iş kazasında kusuru olanlar davacı Kurumun rücu alacağından kusurları karşılığında sorumludur. Kusurun belirlenmesinde ise; zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun, dosya içeriğindeki tüm deliller taktir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeni ile daha önce açılmış ve kesinleşmiş tazminat ve ceza davaları varsa, bu davalardaki kusur raporları ile çelişki oluşturmayacak şekilde kusur oran ve aidiyeti konusunda rapor alınması gereklidir. Kusur durumu saptanırken, iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerektiğinin, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığını ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığının, 5510 sayılı Kanunun 21. maddesi, 4857 sayılı Kanunun 77. maddesi, İşçi sağlığı ve iş Güvenliği Tüzüğü hükümleri çerçevesinde değerlendirilerek belirlenmesi gerekir.
Eldeki davada, davalı işveren %50, üçüncü kişi …’nun %20, kazalının %30 kusurlu olduğu tespiti yapılarak ve taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan kusur incelemesi yetersiz bulunmuş olup kusur raporunun oluşa uygun olmadığı anlaşılmaktadır.
Dosyanın tetkikinde, demiryolu ray değişiminde çalışmakta olan kazalının, rayları bükmek için caraskal kullanımı esnasında rayın ya da caraskalın yay gibi bükülerek ayağına çarpması şeklinde meydana gelen iş kazasında, işveren tarafından rayların bükülmesi ile ilgili hidrolik bükme makinesi satın alındığı ve işyerinde bulunduğunun açık olması karşısında, ray büküm işini elverişli aletle yapmayıp iptidai usullerle yapmaya çalışan ustabaşı ve mahiyetindeki kazalının kusur oranının daha fazla olması gerektiği dikkate alınmadan bu iş için kullanılması müsait olmayan caraskalın, işverence kullanılması yönünde bir emir/talimat bulunmamasına rağmen kendi inisiyatifleriyle kullandıkları dikkate alınarak işçi sağlığı ve iş güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetinden; kusur oran ve aidiyeti konusunda yeniden rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde ilgililerine iadesine, 26.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.