YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6523
KARAR NO : 2009/6246
KARAR TARİHİ : 17.11.2009
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, davacı ile davalılardan … dışındaki davalılar arasında yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı olarak açılmış olup, 14 ve 16 bağımsız bölüm numaralı taşınmazların mevcut tapu kayıtlarının iptâli ile davacı adına tapuya tesciline; 16 bağımsız bölüm numaralı taşınmazın tapu kaydının iptâlinin mümkün olmaması halinde ise, rayiç bedelinin tahsili istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ve verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Ankara 13. Noterliği’nce doğrudan düzenlenen 19.12.2000 tarih, 82833 yevmiye numaralı ve “Düzenleme Şeklinde Kat Karşılığı İnşaat Yapım ve Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi”, Borçlar Kanunu’nun 355. maddesinde tanımlanan “eser” sözleşmesinin bir türü olan “Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi” niteliğindedir. Bu sözleşme, davacı şirket tarafından yüklenici; davalılardan … dışındaki diğer davalılar tarafından ise, arsa sahibi sıfatları ile imzalanmıştır. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, karşılıklı hakları ve borçları içeren tam iki yanlı sözleşmelerdendir. Arsa sahiplerinin edimi, sözleşme koşullarına göre, sözleşme konusu taşınmaz payını yükleniciye kayden temlik etmek; yüklenicinin karşı edimi ise, sözleşme ve yasa koşullarına uygun şekilde inşaat yapmak ve sözleşme ile kararlaştırılan bağımsız bölüm ya da bölümleri arsa sahiplerine vermekten ibarettir. Bu sebeple arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi götürü bedellidir. 19.12.2000 tarihli sözleşmenin 82. maddesinde, yapılan inşaatın paylaşımı düzenlenmiş ve sekiz adet dairenin arsa sahiplerine, geriye kalan tüm bağımsız bölümlerin ise yüklenici şirkete ait olacağı kararlaştırılmıştır. Arsa sahiplerine teslimi yüklenilen tüm bağımsız bölümlerin, yüklenici tarafından arsa sahiplerine teslim olunduğu çekişmesizdir. Sözleşme konusu Ankara-Çankaya-Ata Mahallesi’nde bulunan 27845 ada ve 3 parsel sayılı olarak tapuya tescilli bulunan taşınmaz üzerinde arsa sahipleri adına kat irtifakı kurulmuş olduğu da tarafların kabulündedir.
Davacı yüklenici, (16) bağımsız bölüm numaralı zemin kattaki dükkanın, sözleşmedeki paylaşım kurallarına göre kendisine verilmesi gerektiği halde, adına kat irtifakı kurularak tapu kaydı tesis olunan … tarafından vekili aracılığıyla davalılardan …’ya kayden satıldığını bildirerek, bu taşınmazın anılan davalı adına olan tapu kaydının iptâli ile adına tesciline; olmadığı takdirde de bedelinin tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı … ise, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Uyuşmazlık konusu (14) numaralı bağımsız bölüm ise, davalılardan … adına tapuya kayıtlıdır. Yanlar arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin 82. maddesi hükmüne göre, bu bağımsız bölümün de davacı yükleniciye verilmesi gerekmektedir. Ancak, davalı …, 03.02.2001 tarihli ve “Sözleşmeye Ek” başlıklı adi yazılı sözleşmenin yüklenici şirketi temsile yetkili Nail Akdaş tarafından da imzalandığını ve asıl sözleşmenin 82. maddesinin 6. fıkrasında kararlaştırılan şekilde bodrum kat kuzey-batı cephedeki dairenin kendisine verileceğinin kararlaştırılmış olmasına karşın, daireler arasındaki farkın yükleniciye ödenmesi halinde dördüncü kat güney-batı cephedeki bir daire ile değiştirileceğinin kabul edildiğini ve bu sebeple “Alındı Makbuzu” başlıklı belge düzenlenip Nail Akdaş tarafından imzalanması suretiyle kendisi tarafından keşide olunan 30.05.2001 vade tarihli ve 4.000.000.000 TL (4.000,00 TL) bedelli bononun verildiğini ve bedelinin de ödendiğini ve dolayısıyla adına tapuya kayıtlı (14) bağımsız bölüm numaralı dairenin kendisine ait olması gerektiğini savunmuştur. Davacı taraf da az yukarıda belirtilen ödemelerin yapılmadığını ve dolayısıyla sözleşmenin 82/6. maddesindeki koşulun oluşmadığını ileri sürmektedir. Oysa, davalı … vekilince delil listesinde gösterilen sözü edilen bononun fotokopisi mahkemeye sunulmuştur. Türk Ticaret Kanunu’nun 621. maddesi hükmü gereğince, bononun keşidecisinin elinde bulunması halinde bedelinin ödenmiş olduğu; lehtar ya da hamil elinde olması durumunda ise bedelinin ödenmediği karine olarak kabul edilir. Mahkemece, dosya kapsamına sunulan ve az yukarıda sözü edilen adi yazılı belgeler ve fotokopisi sunulan bono aslı istenerek birlikte değerlendirilmemiştir. Oysa, …’ın özetle açıklanan savunmasının kanıtlanması durumunda; (14) bağımsız bölüm numaralı taşınmazın davalı …’a; (2) bağımsız bölüm numaralı olarak … adına kayıtlı bulunan taşınmazın ise, yüklenici şirkete ait olması gerekecektir.
Diğer yandan, davalı …’ya kayden satılan (16) bağımsız bölüm numaralı taşınmazı, tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak kazanmış ise, Türk Medeni Kanunu’nun 1023. maddesi gereğince …’nın bu kazanımı korunacaktır.
Yanlar arasındaki sözleşmenin 76/9. maddesi hükmü gereğince, yapının kesin iskânının alınması koşulu ile son bağımsız bölümün davacı yükleniciye verilmesi gerekmektedir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde ve mahkemenin de kabulünde olduğu üzere; yüklenici tarafından henüz oturma izni alınmadığından ve dolayısıyla bu erteleyici koşulu gerçekleştirmediğinden uyuşmazlık konusu bağımsız bölümlerden birisinin adına tescilini yüklenici isteyemez. O halde, mahkemece, öncelikle tarafların tüm delilleri sorulup tespit edilerek, toplanıp değerlendirilmek suretiyle davacı yüklenicinin uyuşmazlık konusu bağımsız bölümleri hak edip, etmediğinin saptanması gerekmektedir. Kuşkusuz, (16) bağımsız bölüm numaralı dükkanın … tarafından
iyiniyetle iktisap olunduğunun anlaşılması ve dolayısıyla iktisabının korunması durumunda, davacı yüklenici tarafından hak edilmiş ise, dükkanın kayden satılmış olduğu tarih itibariyle rayiç piyasa değerinin keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu belirlenmesiyle ve noksan başvuru harcı da tamamlanarak bedelinin davalı …’dan tahsili gerektiği hususunun da mahkemece gözetilmesi gerekecektir.
Yukarıda açıklanan tüm bu sebeplerle ve açıklanan hususlar mahkemece gözetilerek araştırma ve soruşturma yapılarak varılacak sonuca göre uyuşmazlık çözümlenmelidir. Yetersiz inceleme sonucu hüküm verilemez. Açıklanan nedenlerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, kararın davacı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 17.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.