Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2008/12479 E. 2008/13265 K. 10.11.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/12479
KARAR NO : 2008/13265
KARAR TARİHİ : 10.11.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.11.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kanıtlanamadığından reddine dair verilen 14.11.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
İnanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı işlemin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın inanılan tarafından kullanılma, yönetilme ve inanana iade şartlarını içeren borçlandırıcı bir işlemdir.
5.2.1947 tarihli ve 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi; inanç sözleşmesi, inanılana bir hakkın kullanılmasında davranışlarını inananın tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla; inanan inanılan namına yapılacak bir işlemden sonra taşınmazın mülkiyetini ona (inanana) geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmesi anılan içtihadı birleştirme kararı uyarınca ancak, yazılı delil ile kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta; davacı iddiasına kanıt olmak üzere Temmuz 1999 tarihli “Anlaşma Protokolü” başlıklı belgeye dayanmıştır. Davalı ise bu belgedeki imzanın kendisine ait olmadığını, bağlayıcı yanı olmadığından davanın reddini savunmuştur. Kısaca bu savunma sahtelik savunmasıdır.
Belgenin davayı doğrudan etkileyeceği de açıkça ortadadır. Mahkemece inanç sözleşmesi netliğindeki bu belgeye karşı yapılan savunma HMUK.nun 308 ve devamı maddeleri uyarınca değerlendirilmeli, belge altındaki imzanın davalıya ait olduğu sonucuna ulaşılırsa uyuşmazlık dayanılan bu belge doğrultusunda çözüme kavuşturulmalıdır.
Mahkemece iddia, başkaca delillerle kanıtlanmış ise ayrıca yemin deliline de dayanılmasına gerek olmadığına dair usul kuralı bir yana bırakılarak istemin yazılı olduğu biçimde reddi doğru olmadığından, karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 10.11.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.