YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/6417
KARAR NO : 2006/7093
KARAR TARİHİ : 20.06.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 22.10.2003 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydındaki şerhin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 19.4.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Yasal ayrıcalıklar dışında, Medeni Kanunun 684/1 ve 718/2. maddelerine (Önceki Medeni Kanunun 618 ve 644/2.) göre arazinin mülkiyeti ve buna bağlı olan tasarruf hakkı o arazide kalıcı olmak koşuluyla yapılan şeyleri de kapsar. Bunun ayrıcalıklarından birisi de 3l94 sayılı imar yasasının l8/9. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye “…Tamamının veya bir kısmının plan veya mevzuat hükümlerine göre muhafazası mümkün görülmeyen yapılar ise, birden fazla parsele rastlayabilir. Hisseli bir veya birkaç parsel üzerinde kalan yapıların bedelleri, ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmedikçe ve aralarında başka bir anlaşma temin edilmedikçe veya şüyuu giderilmedikçe, bu yapıların eski sahiplerin tarafından kullanılmasına devam olunur.” şeklindedir.
Getirilen bu özel hüküm ile, ayrılmaz parça (mütemmim cüz) olan yapı ile zemin arasındaki hukuki ilişki kesilmiş bazı durumlarda yapı, üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı yada ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkanı sağlanmış, zemin malikinin tasarruf gücü kısıtlanmıştır.
298l sayılı yasanın 3290 sayılı yasa ile değişik l0/c maddesi ile de aynı doğrultuda hüküm getirilmiştir.
Yukarıda açıklanan ayrıcalıklar ile, bir kimse kendi taşınmazı üzerine ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşaa etmiş , imar uygulaması sonucu bu yer üçüncü kişiye ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan ,kusurlu sayılamamış ve imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğunu duyulmuştur.
Somut olaya gelince ;
Davacı, 1020 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesindeki davalıların miras bırakanı yararına konulan “Kadastro 129 ada 142 parseldeki … …’na ait bahçeli ev vardır” şerhinin binanın asgari levazım bedeli ödenmek suretiyle kaldırılmasını istemiştir.
Mahkemece, asgari levazım bedelinin miras payları oranında davalılara ödenmek suretiyle tapu kaydındaki şerhin kaldırılmasına karar verilmiş; hükmü, … … mirasçılarından davalı … temyiz etmiştir.
Davalıların miras bırakanına ait 129 ada 142 sayılı kadastro parselinin bulunduğu adada 1.3.1973 tarihinde 3194 sayılı Yasa uyarınca yapılan imar uygulaması sırasında davalıların miras bırakanına ait evin 1020 ada 1 sayılı imar parselinin sınırları içinde kalması nedeniyle tapu kaydının beyanlar hanesine binanın … ’na ait olduğuna dair şerh konulduğu anlaşılmıştır. Az yukarıda açıklandığı üzere 3194 sayılı İmar Yasasının 18/9. maddesi uyarınca hisseli bir veya birkaç parsel üzerinde kalan yapıların bedelleri, ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmedikçe ve aralarında başka bir anlaşma temin edilmedikçe veya şüyuu giderilmedikçe, bu yapıların eski sahipleri tarafından kullanılmasına devam olunur. Anılan yasanın bu hükmü gözden kaçırılarak binanın yalnızca asgari levazım bedelinin ödenmesine karar verilmek suretiyle istemin hüküm altına alınması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 20.6.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi