YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3406
KARAR NO : 2022/8535
KARAR TARİHİ : 27.10.2022
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın reddine dair kararın davacı … … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 21.09.2020 tarihli ve 2016/3873 Esas, 2020/3212 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiştir. Davacı … … ve arkadaşları vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, Erzurum ili …ilçesi …Köyü çalışma alanında bulunan 148 ada 40 parsel sayılı 2.700.668,00 metrekare yüzölçümünde ve çayır niteliğindeki taşınmaz tapu kaydı nedeniyle payları da gösterilmek suretiyle … …ve paydaşları adına; 148 ada 41 parsel sayılı 2.940.073,63 metrekare yüzölçümünde taşınmaz yine payları gösterilerek tapu kaydı nedeniyle Zübeyr … ve arkadaşları adına; 148 ada 42 parsel sayılı 102.468,18 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı nedeniyle payları gösterilerek … ve arkadaşları adına; 148 ada 43 parsel sayılı 1.393.759,64 metrekare yüzölçümünde taşınmaz ise tapu kaydı nedeniyle payları da gösterilerek … ve arkadaşları adına tespit edilmiştir.
Davacı …, tapu kaydına dayanarak, 148 ada 41 parsel sayılı taşınmaz hakkında kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın adına tespit ve tescili istemiyle; … … ve arkadaşları ise aynı tapu kaydına dayanarak 148 ada 40, 41, 42 ve 43 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydındaki payları oranında adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır.
Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davaların reddine, taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davacı … … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2016/3873 Esas, 2020/3212 Karar sayılı ilamıyla onamıştır. Davacı … … ve arkadaşları vekili tarafından bu kez süresinde karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.
Mahkemece, davacıların dayanak tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazlara uyduğu ancak ziraat bilirkişi raporuna göre taşınmazların mera ve çayır niteliğinde olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır. Öncelikle, dava; kişiler arasında görülen kadastro tespitine itiraz davası olup, usulüne uygun mera iddiası da bulunmadığına göre yazılı gerekçe dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır.
Diğer yandan, Mahkemece, davacı tarafın dayandığı ve tutanaklara dayanak tapu kayıtları tesisinden itibaren iktisap sebeplerini de gösterecek şekilde tüm tedavülleri ile varsa haritası getirtilmemiş, bu tapu kayıtlarının başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği sorulmamış, çekişmeli taşınmazları kenardan çevreleyen komşu parsellerin tutanak ve dayanağını oluşturan belgeler getirtilmediği için tapu uygulamasında bu kayıtlardan yararlanılmamış, tapu kayıtlarının mevki ve hudutları hususunda yerel bilirkişiler ve tespit bilirkişilerinin soyut beyanları ile yetinilmiştir. Yine davacılar, dayanak tapu kayıtlarının aynı kökten geldiğini iddia ettiğine göre, tapu kayıtlarının aynı kökten gelip gelmediği ve aynı kökten geliyorsa pay durumları da araştırılmamıştır. Öte yandan tutanaklara dayanak vergi kayıtları dahi keşif yerinde uygulanmamıştır. Bu şekilde eksik inceleme ve araştırmaya dayanılarak hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için Mahkemece öncelikle, çekişmeli taşınmazlara komşu olan tüm taşınmazların (farklı çalışma alanında bulunan taşınmazlar da dahil olmak üzere) kadastro tutanak örnekleri ve dayanağı olan belgeler ile birlikte tutanakları kesinleşmiş ise tapu kayıtları getirtilip dosya ikmal edildikten sonra, davada yararı bulunmayan, elverdiğince yaşlı kişiler arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, 3 kişilik ziraat bilirkişi kurulu ve teknik bilirkişi hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte, davacıların dayandığı ve tutanaklara dayanak tapu kayıtları ve vergi kayıtlarının tüm sınırları tek tek okunup yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulmak suretiyle mahallinde uygulanmaya çalışılmalı, uygulamada komşu taşınmazların kadastro tutanak ve dayanaklarından yararlanılmalı, keşifte gösterilen sınırlar teknik bilirkişiye işaret ettirilmeli, bilirkişilerin gösteremediği hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, yerel bilirkişi ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeye çalışılmalı; teknik bilirkişiye uygulanan tapu ve vergi kayıtlarının kapsadığı alanı gösterir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli; dayanılan tapu kayıtlarının revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar varsa dikkate alınmalı, tapu kayıtlarının aynı kökten gelip gelmediği ve varsa pay durumları araştırılmalı, tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazlara uymadığının ya da kısmen uyduğunun anlaşılması halinde, yöntemince zilyetlik araştırması yapılmalı, bu bağlamda; çekişmeli taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, taşınmazların imar-ihyaya konu edilip edilmediği, edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp tamamlandığı hususlarında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı; ziraatçı bilirkişi kurulundan, taşınmazların toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmazlar üzerindeki bitki örtüsünü, imar-ihyaya konu edilmişse imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir ve komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve önceki ziraat bilirkişisi raporunu irdeleyen, taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı rapor alınmalı, komşu mera parseli ile ayırıcı unsurun bulunup bulunmadığı açıklanmalı; bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece, bu yönler göz ardı edilerek, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz incelemesi sırasında hükmün açıklanan gerekçeyle bozulmasına karar verilmesi gerektiği halde, onanmasına karar verilmesi doğru olmadığından, davacılar vekilinin karar düzeltme talebinin 1086 sayılı HUMK’un 440-442 maddeleri uyarınca kabulüne karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeple davacılar vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Yargıtay (kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 21.09.2020 tarihli ve 2016/3873 Esas, 2020/3212 Karar sayılı onama ilamının ORTADAN KALDIRILMASINA, Yerel Mahkeme hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan karar düzeltme harcının istek halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 27.10.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.