Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/9154 E. 2022/8551 K. 27.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9154
KARAR NO : 2022/8551
KARAR TARİHİ : 27.10.2022

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Orman Kadastrosuna İtiraz

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı …, … ilçesi ….. Köyü 366 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında 7.671,88 m2 yüzölçümü ile babası adına tespit gördüğünü, ancak taşınmazın yüzölçümünün 15.000 m2 olması gerektiğini, taşınmazın bir kısmının tapuda orman vasfıyla Hazine adına kayıtlı bulunan 101 ada 1 parsel içerisinde bırakıldığını ileri sürerek, kullanımlarında olan taşınmazın zeminde belirlenerek orman dışına çıkarılmasına ve adlarına tespit ve tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, orman kadastrosuna itiraza ilişkindir.
Mahkemece, davaya konu taşınmazın orman vasfında olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davada yöntemine uygun şekilde taraf teşkili sağlanmadığı gibi, yapılan araştırma ve inceleme de hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; Dava konusu 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaz, orman niteliğiyle davalı Hazine adına kayıtlı olup, davacı taraf, taşınmazın orman kadastrosu dışına çıkarılarak adına tescilini talep etmiştir. Ormanların mülkiyeti Hazineye, intifa hakkı ise Orman İdaresine (…) aittir. Bu nedenle davada, davalı … İdaresinin yanında Hazineye de husumet yöneltilmesi gerektiği halde, bu husus gözden kaçırılmış ve Hazinenin davada taraf olarak yer alması sağlanmadan karar verilmesi cihetine gidilmiştir.
Öte yandan; yargılama sırasında dosyaya sunulan bilirkişi raporlarının, taşınmazın niteliğini belirleme açısından yeterli ve denetime elverişli olmadıkları anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece, öncelikle davacıya, davasını dava konusu taşınmazın kayıt maliki olan Hazineye de yönelterek taraf teşkilini sağlaması için süre ve imkan tanınmalı, bu şekilde taraf teşkilinin tamamlanmasından sonra Hazineden davaya ilişkin savunma ve delilleri sorulmalı, bildirdiği takdirde delilleri toplanmalı; ayrıca yöreye ait en eski tarihli ve dava tarihinden geriye doğru 15- 20- 25 yıl öncesine ait memleket haritaları ve hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı, taşınmazın bulunduğu yeri gösteren kadastro paftası ile taşınmaza komşu bulunan parsellerin kayıtları ve mevcut ise dayanakları ilgili yerlerden getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi, bir ziraat mühendisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisinden oluşturulacak bilirkişi heyetinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, söz konusu kayıt ve belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; taşınmazın 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanun’lar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanun’un 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarihli ve 31/13 Esas-Karar, 14.03.1989 tarihli ve 35/13 Esas-Karar ile 13.06.1989 tarihli ve 7/25 Esas-Karar sayılı kararları ile iptal edilmiş, kalan fıkraları da 03.03.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritalarının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritaları ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritaları ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği tespit edilmeli; taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazların imar-ihyaya konu olup olmadığı, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığı ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığı, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığı konusunda rapor alınmalı; ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat mühendisi bilirkişisinden, taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli ve bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 27.10.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.