YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/14408
KARAR NO : 2008/15529
KARAR TARİHİ : 19.12.2008
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 22.4.2008 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 3.9.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, murisi adına kayıtlı 3098 parsel sayılı taşınmaza diktiği meyve ağaçları ve üzüm teveklerini dikenli tel ile koruma altına aldığı halde, davalının dikenli teli sökerek taşınmazına elattığını ve üzüm teveklerini köklediğini ileri sürerek elatmanın önlenmesi ile tespit dosyası giderleriyle birlikte 1.822,00YTL tazminatın davalıdan alınmasını; ıslah dilekçesi ile de elatmanın önlenmesi ve 2.163,00YTL tazminatın davalıdan alınmasını istemiştir.
Davalı, taşınmazın ölçümünün hatalı olduğunu, taşınmazı şu an için kullanmadığını, 25 adet üzüm teveğinin bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının elatmasının önlenmesine, ayrıca 1.698,00YTL’nin davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
Hükmü davalı temyiz etmiştir.
Dava, çapa bağlı taşınmaza elatmanın önlenmesi ile tazminat istemine ilişkindir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davalının elatmanın önlenmesi isteminin kabulüne yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi gerekmiştir.
2-Bir kişinin gerek kasten, gerek ihmal ve teseyyüb yahut tedbirsizlik ile haksız bir surette diğer kimseye karşı yaptığı davranışlar haksız eylem olarak nitelendirilir. Bu haksız eylemler sonucu doğan zararı tazmin yükümüne de haksız fiil sorumluluğu denir. Haksız eylem sonucu oluşan maddi zarar, malvarlığının haksız fiil işlendikten sonra halen mevcut, bugünkü durumu ve malvarlığının haksız eylem işlenmeden önceki durumunun arasındaki fark olarak belirlenmelidir. Haksız eyleme dayanarak tazminat isteminde bulunan kişi zararı ve zarar miktarını kanıtlamakla yükümlüdür. Zararın hakiki miktarını ispat etmek mümkün olmadığı takdirde hakim, halin mutat cereyanını ve mutazarrır olan tarafın yaptığı tedbirleri nazarı itibara alarak onu adalete tevfikan tayin edeceği BK.nun 42/2 maddesinde hüküm altına alınmıştır. Yine BK.nun 43/1 maddesinde “Hakim, hal ve mevkiin icabına ve hatanın ağırlığına göre tazminatın suretini ve şumulünün derecesini tayin eyler” hükmü mevcuttur.
Somut olayda, davalı Amasya 1.Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2008/131 Esas sayılı dosyasındaki ifadesinde davacıya ait üzüm teveklerini söktüğünü kabul etmiştir. Davalının haksız eylemi, diğer bir ifade ile davacının taşınmazına elatarak üzüm teveklerini söktüğü ceza mahkemesindeki ifadesi ve fen bilirkişisinin 08.07.2008 tarihli bilirkişi raporu ile kanıtlanmıştır. Ancak, gerek davacının tespit istemli dilekçesinde gerekse de davalı ifadelerinde üzüm teveklerinin kaç adet olduğu ve niteliği belli değildir. Bu duruma rağmen, Mahkemece hükme esas alınan 14.07.2008 günlü ziraat bilirkişi raporunda Amasya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2008/29-29 D.İş dosyası içerisinde bulunan 08.04.2008 tarihli ziraat bilirkişi raporuna göndermede bulunarak zarar, 25 adet tevek bedeli 1.250,00YTL ve elatılan taşınmaz bedeli 448,00YTL olmak üzere toplam 1.698,00YTL olarak belirlenmiştir. Görülüyor ki, davada zarar olgusu sabit olduğu halde, zarar gören tevek sayısı ve niteliği ile zarar bedeli bilirkişi tarafından varsayıma dayalı olarak hesaplanmıştır. Daha açık bir ifade ile, ziraat bilirkişi raporu zararın gerçek miktarını yansıtmamaktadır.
Kural olarak bir zararın giderilmesini talep eden, zararın varlığını ve kapsamının kanıtlamakla yükümlüdür(BK.42/1). Ne var ki, zararın gerçek miktarını kanıtlamak mümkün olmazsa hakim onu, olayların olağan akışı ve zarar görenin zararı azaltmak için aldığı tedbirleri göz önünde tutarak, hakkaniyete göre tayin eder. Eldeki davada zarar olgusu sabit olduğu halde, zarar gören tevek sayısı ve niteliği davacı tarafından dosya içeriğine yansıtılamamıştır. Bu nedenle, Mahkemece, davacının zararı azaltmak için aldığı tedbirler ve olayların olağan akışı dikkate alınarak hakkaniyete uygun bir
tazminat belirlenecek yerde varsayıma dayalı ziraat bilirkişi raporu esas alınarak istemin kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre de, mahkemece taşınmaz zemin değerinin de tazminat hesabında dikkate alınması doğru bulunmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1.) bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine (2.) bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 19.12.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.