YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/13093
KARAR NO : 2006/15223
KARAR TARİHİ : 18.12.2006
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 11.11.2005 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 25.7.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Türk Medeni Kanunu’nun 747 … maddesi uyarınca geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Ülkemizde arazi düzenlemesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın doğrudan yol ihtiyacının karşılanmamış bulunması, geçit davalarının kaynağını oluşturmaktadır. Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi ilkesi gözönünde tutulmalıdır.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.
Eldeki davada davacı, 54 parsel sayılı taşınmazının genel yola bağlantısının bulunmadığını ileri sürerek, davalılara ait 52 ve 471 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı taşınmazı yararına, 471 parsel sayılı taşınmazın güneyinden 11.06.2006 tarihli bilirkişi raporunda … ile taralı olarak gösterilen yerden geçit hakkı kurulmasına karar verilmiş, hükmü bu parsel malikleri vekili temyiz etmiştir.
Üzerinden geçit hakkı istenilen 471 ve 472 parsellerin aynı kişilere ait olduğu tapu kayıtları ile sabittir. Keşif sonucu sözü edilen her iki parselin bir bütün olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.Geçit hakkı dayanağını komşuluk hukukundan almakta olup, fedakarlığın denkleştirilmesi prensibine göre tarafların fedakarlığa eşit katılmaları gerekir. 471 parselin kuzeyinde “F” harfi ile gösterilen seçeneğin fazla dolgu yapılmak suretiyle kullanılabileceği tespit edilmiş olduğundan davacının bu fedakarlığa katlanması gerekir. Mahkemece davalılar taşınmazlarının kullanım bütünlüğünü bozacak şekilde geçit hakkı kurulması yerine davacının masrafının arttırılmasına engel olmak için 471 parselin kuzeyinden geçit hakkı kurulması yerinde olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir
SONUÇ: Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 18.12.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.