YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2016
KARAR NO : 2009/3763
KARAR TARİHİ : 22.06.2009
Mahkemesi :Sulh Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, İİK’nın 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, icra takibine borçlu davalının vâki itirazının iptâli istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile, … İcra Müdürlüğü’nün 2007/165 Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın kaldırılması ile takibin devamına ve asıl alacak üzerinden hesaplanan 2.029,60 YTL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmiş ve verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Tefenni İcra Müdürlüğü’nün 2007/165 takip sayılı dosyası kapsamından; icra takip alacaklısı davacı tarafından, adî takip yoluyla, takip borçlusu davalı hakkında başlatılan icra takibinde 5.074,00 YTL asıl alacak ve 940,00 YTL işlemiş faizin %25 faiziyle birlikte davalıdan tahsilinin istendiği ve takip borçlusunun süresindeki itirazı sonucu, takibin durduğu anlaşıldığı gibi; itirazın iptâli davasının da bir yıllık süresi içinde açıldığı tespit olunmuştur.
Toplanan deliller ve tarafların açıklamaları değerlendirildiğinde; yanlar arasındaki akdî ilişkinin niteliğince, Borçlar Kanunu’nun 355. maddesinde tanımlandığı üzere bir “eser sözleşmesi” olduğu sonucuna varılmaktadır. Davacı yüklenici; davalı ise iş sahibidir. Davacının, yanlar arasında sözlü olarak yapılan sözleşme gereğince, davalıya ait …. Köyü yolu üzerinde bulunan binanın plastik doğrama ve alüminyum doğrama kapı işinin yapımını yüklendiği tarafların kabulündedir. Davalı, yeminli açıklamasında, sözleşme konusu işin, davacı tarafından yapılmış olduğunu kabul etmiştir. Ancak, iş bedelinin tutarı, yanlar arasında çekişmelidir. Mahkemece, Borçlar Kanunu’nun 366. maddesi hükmü gereğince, uzman bilirkişi ya da kurulu aracılığıyla yerinde keşif ve inceleme yaptırılmak suretiyle işin yapıldığı zamandaki serbest piyasa rayiçlerine göre davacının bedelin hakettiği istenebilir tutarının belirlenmesi gerekirken, dava ve takip konusu iş bedeli taraflarca kararlaştırılmışçasına aynen kabulü doğru olmamıştır.
Diğer yandan dava, takip konusu asıl alacağa yönelik itirazın iptâli istemiyle açılmış olduğu halde, HUMK’nın 74. maddesine aykırı olarak ve talep aşılmak suretiyle işlemiş temerrüt faizi üzerinden de itirazın iptâline karar verilmesi doğru olmadığı gibi; Borçlar Kanunu’nun 104/son maddesine aykırı olarak işlemiş temerrüt faizi uygulanması sonucunu doğurur şekilde hüküm kurulması da kabul şekli bakımından isabetsiz olmuştur.
İİK’nın 67. maddesi gereğince davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için anılan yasa hükmünde öngörülen tüm koşulların birlikte gerçekleşmesi ve bu kapsamda davası kabul edilen alacağın davalı tarafından hesaplanabilir yani likid olması zorunludur. Oysa, somut olayda, az yukarıda açıklandığı üzere, davacı yüklenicinin hakettiği iş bedelinin tutarının mahkemece yaptırılacak inceleme sonucu belirlenmesi gerektiğinden, takip konusu alacak likid sayılamaz. Bu sebeple davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmolunması da doğru değildir.
Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda (1.) bendde belirtilen nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2.) bendde açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davalı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 22.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.