YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7553
KARAR NO : 2022/9610
KARAR TARİHİ : 20.12.2022
MAHKEMESİ :ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen alacak davasının kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; asıl ve birleşen davada davalı Başbakanlık … vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı asıl davada; … tarafından 4046 sayılı kanunun 4.maddesinin son fıkrasına istinaden TDİ’ye verilen yetki çerçevesinde gerçekleştirilen ihale sonucunda, TDİ mülkiyetindeki İzmir ili … ilçesi … Mahallesi … Sok. 9364 ada 18 parseldeki … apartmanında bulunan iki adet mesken 44 adet dükkan ( 42 dükkan ile 2 adet katlı mağaza) ve bir adet restoranttan oluşan taşınmazların 6.560.000,00 TL peşin bedelle satılmasına, satış bedelinin tamamının 30 iş günü içerisinde ödenmesine, satış bedelinin ödenmesinden sonra devir ve tescile ilişkin işlemlerin TDİ tarafından yürütülmesine karar verildiğini, ihale teminatı, satış bedeli, dask prim ödemelerinin yapıldığını ve taşınmazların mülkiyetinin şirket üzerine geçirildiğini, ihale konusu taşınmazları TDİ A.Ş. tarafından yapılmış olan kira sözleşmeleri uyarınca kiracı kullanımda bulunduğundan ihale şartnamesi, proje ve eklerine uygun olarak teslim edilemediğini, ihaleye konu taşınmazların hukuki işlemleri nedeniyle şirketi temsil eden vekillere yapılan ödeme ile ilgili olarak 60.000,00 TL masraf yapıldığını, mülkiyetini edindiği taşınmazlar ile ilgili olarak Danıştay 13. Hukuk Dairesinin 2007/4818 E. sayılı dosyasında görülmekte olan ihalenin iptali davasından ve işbu davada verilmiş 12/09/2007 tarihli yürütmenin durdurulması kararını, davalı kurumun 02/11/2007 tarihli yazısının tebliğ edildiği 12/11/2007 tarihinde öğrendiğini, davalı TDİ A.Ş. tarafından sadece 196.800,00 TL teminat ve 6.363.200,00 TL’lik satış bedelinin 03/01/2008 tarihinde, 2.488,00 TL’lik DASK prim ödemesinin ise 07/02/2008 tarihinde iade edildiğini, bu rakamların dışında herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu işlemlerden dolayı ticari itibarının zedelendiğini, maddi zararın bulunduğunu ileri sürerek; ihale teminatının yatırıldığı tarihten iade tarihine kadarki uğranılan zarardan şimdilik 14.000,00 TL, satış bedelinin yatırıldığı tarihten iade tarihine kadarki uğranılan zarardan şimdilik 85.000,00 TL, Dask prim ödemeleri nedeniyle iade tarihine kadar uğranılan zarar için şimdilik 100,00 TL, ihale ile satın alınan taşınmaz hakkında dava dışı Şaban Keskin ile yapılan satış protokolündeki yükümlülükler nedeniyle uğranılan zarar için şimdilik 100,00TL, ihaleye konu taşınmaz için hukuki işlemler nedeniyle harcanan giderler ve vekalet ücreti için şimdilik 800,00 TL olmak üzere 100.000,00 TL maddi tazminat ile 25.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslah dilekçesi ile; dava dilekçesindeki taleplerine ek olarak; fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere dava konusu taşınmazı edindiği tarih ile elinden çıktığı tarihteki rayiç değeri arasındaki farkın tespit edilerek şimdilik 10.000,00TL’nin ıslah tarihinden itibaren davalılardan tahsiline karra verilmesini istemiş, 26/12/2012 tarihli dilekçe ile de ihale konusu taşınmazlar hakkında yapılan satış protokolü nedeniyle uğradığı zarara ilişkin olarak 100,00 TL tazminattan ve 25.000,00 TL manevi tazminattan feragat ettiklerini bildirmiştir.
Davacı birleşen davasında ise; bakiye bedeller için; teminat bedelinin ödeme tarihinden iade tarihine kadar geçen sürede işleyen faiz tutarının bakiyesi 72.489,56 TL, satış bedelinin ödeme tarihinden iade tarihine kadar geçen sürede işleyen faiz tutarının bakiyesi 738.031,98 TL, Dask bedelinin ödeme tarihinden iade tarihine kadar geçen sürede işleyen faiz tutarının bakiyesi 194,12 TL ve hukuki iş ve işlemler için yapılan giderlerin bakiyesi 68.579,67 TL toplamı 879.295,33 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, tarafları bağlayan ve hukuki yorum sonucunda verilmiş bir mahkeme kararının bulunduğunu, yargının vermiş olduğu bir karardan dolayı kendilerine herhangi bir kusur atfedilemeyeceğini savunarak, davanın reddini dilemişlerdir.
İlk derece mahkemesince; asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne dair verilen karara yönelik taraflarca istinaf yoluna başvuruşması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, kısmi ıslahla asıl davada talep edilmeyen taşınmaz rayiç değer farkının tazminat talebi olarak ilk defa ıslahla istenebileceği gözetilerek mahkemece bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerektiği, birleşen davada Türkiye Denzicilik İşletmeleri aleyhine açılan davada zaman aşımı süresinin 10 yıl olduğu ve zaman aşımı süresinin dolmadığı gözetilerek buna göre bir karar verilmesi gerektiği, gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince Bölge Adliye Mahkemesi kararı doğrultusunda asıl davanın kısmen kabulüne ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş; karar, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’un 27/a maddesi gereğince idarenin taraf olduğu dava ve takiplerde idare her türlü harçtan muaf olduğundan Özelleştirme İdaresi Başkanlığından harç alınması doğru olmadığı belirtilerek, taraflarn istinaf başvursunun esastan reddi ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına yeniden esas hakkında asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise kabulüne, karar verilmiş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesi (HUMK’nun 74. maddesi) hükmüne göre, mahkeme tarafların iddia, savunma ve talepleri ile bağlıdır. Kural olarak mahkemenin talepten fazlasına veya başka bir şeye hükmetmesi olanak dışıdır. Öğreti ve uygulamada taleple bağlılık olarak adlandırılan bu kural, sadece sonuç istem yönünden değil, sonuç istemi oluşturulan her bir alacak kalemi yönünden de uygulanır.
Aynı Yasanın, 176 ve devamı maddelerinde ise; ıslah müessesi düzenlenmiş olup, ıslah; taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan bir yöntem olup; iddia ile savunmanın genişletilmesi yasağının istisnalarından biridir. (HUMK. m.83; Prof.Dr.Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, B.6.C.IV, İstanbul 2001, s.3965)
Kural olarak; dava açıldıktan sonra sebebinde, konusunda, delillerde ve diğer hususlarda usulüne ilişkin işlemlerin ıslah yoluyla düzeltilmesi mümkün olduğu gibi davanın konusunda da ıslah mümkündür.
Ne var ki; ıslahla kastedilen dava konusu edilen hususların genişletilmesi veya değiştirilmesidir. Dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmesine yasal açıdan olanak bulunmamaktadır ( HGK’nun 26.09.2011 tarih, 2011/1-364 E.- 2011/453 K.sayılı ilamı).
Bu durumda, yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir davanın açılması olanağı bulunmamaktadır. Davacı isterse dava dilekçesini tamamen ıslah ederek dava konusunu değiştirebilirse de yeni dava konusu, önceki dava konusunun yerine geçer ve yine tek bir dava söz konusu olur. Dolayısıyla ıslahla, dava konusu olmayan bir istemin dava kapsamına alınması mümkün değildir.
Somut olayda; dava dilekçesinde talep edilmediği halde, yargılama sırasında sunulan 14/12/2012 havale tarihli dilekçe ile dava dilekçesinin ıslah edildiği bildirilerek, dava konusu taşınmaza satış tarihinde ödenen bedel ile elinden çıktığı tarihteki rayiç değeri arasındaki farkın tespit edilerek şimdilik 10.000,00 TL’nin tahsili istenilmiştir. Davanın kısmen ıslah edildiği, davacının, ayrı bir davanın konusu olabilecek belirtilen tazminat kalemini ilk talebine eklediği anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca, mahkemece; dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmesine yasal açıdan olanak bulunmadığı dikkate alınarak; dava konusu taşınmaza satış tarihinde ödenen bedel ile elinden çıktığı tarihteki rayiç değeri arasındaki farka ilişkin talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekirken; yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
2-Mahkemece verilen kararın gerekçesinde her ne kadar ihalenin iptal edilmesi nedeniyle davacının uğradığı zararı talep edebileceği kabul edilerek sonuca gidilmiş ise de; ihalenin iptaline ilişkin Danıştay Kararı gerekçe içinde değerlendirilmemiş iptal sebebinin ne olduğu belirlenmemiştir.
Şu halde Mahkemece, ihalenin iptalinde idarenin kusurlu olup olmadığının belirlenmesi için ilgili Danıştay kararı incelenerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, iptal sebebine ve tarafların kusuruna ilişkin yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Bozma nedenine göre, tarafların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci ve ikinci bentte açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK’nın 371. maddesi uyarınca temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının davalılar yararına BOZULMASINA, üçüncü bentte açıklanan nedenlerle tarafların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 20/12/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.