YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/8392
KARAR NO : 2006/10457
KARAR TARİHİ : 05.10.2006
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 11.08.2005 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 20.02.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanunun 744 (önceki Medeni Kanun’un 668.) inci maddesi uyarınca mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkindir. Anılan madde uyarınca ‘ Her taşınmaz maliki zararın tamamının önceden ödenmesi koşuluyla su yolu, kurutma kanalı gaz ve benzerlerine ait boruların, elektrik hat ve kablolarının, başka yerden geçirilmeleri olanaksız veya aşırı ölçüde masraflı olduğu takdirde,kendi arazisinin altından veya üstünden geçirilmesine katlanmakla yükümlüdür…’
Mecra irtifakı kurulması istemine ilişkin davalarda, irtifak hakkı taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından, leh ve aleyhine irtifak hakkı kurulması istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur.Ancak, yararına mecra irtifakı kurulacak taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise, dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkin davalarda, istemin özelliği gereği en uygun yerin aranması ilkesinin geçerli olması ve bu davaların bir irtifak hakkı olmakla birlikte özünü komşuluk hukuku ilkelerinden alması nedeniyle ;
Öncelikle davacının mecra ihtiyacının bulunup bulunmadığı saptanmalıdır. İhtiyacın saptanması halinde de, çevre taşınmazların tamamının üzerinde irtifak hakkı kurmaya elverişli olup olmadığı incelenip, hukukun genel bir ilkesi olan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi uyarınca taraf yararları da gözetilerek, en az masrafı gerektiren ve bundan da en az zarar görecek kişi taşınmazı üzerinden mecra irtifakının bağlanacağı su, elektrik, gaz ve benzerine ait yol ya da kaynak ile yararına mecra hakkı kurulan taşınmaz arasında kesintisiz bağlantı sağlayacak şekilde kurulmalıdır. Ayrıca mecranın niteliği nasıl ve hangi araçlarla geçirileceği, ayrıca belirlenerek kararda gösterilmelidir.
İrtifak hakkının bedeli taşınmazların niteliğine göre atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak saptanmalı ve bedel hükümden önce mahkeme veznesine depo ettirilmelidir. Dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de irtifak için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmiş ise, bu bedelin ödenmesinin mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olacağı durumlarda, hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Davanın niteliği gereği, yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Anılan maddenin son fıkrası uyarınca, istem halinde gideri davacı tarafından karşılandığında mecra hakkının tapu siciline kaydına da karar verilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacılar, paydaşı oldukları 165 parsel sayılı taşınmaz yararına, davalıya ait 140 parsel sayılı taşınmazdan mecra hakkı kurulmasını istemiş,Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş,hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece, davacıların paydaşı olduğu 165 parseli yararına, davalının 140 parsel sayılı taşınmazı aleyhine, 08.12.2005 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide kırmızı ile işaretli güzergahtan mecra hakkı kurulmasına karar verilmiştir. Ancak, mecra güzergahı köy yolundan geçtiği halde köy tüzel kişiliği ve 140 parselde irtifak hakkı sahibi Botaş A.Ş. davaya dahil edilmemiştir. Bu tür davalarda aleyhine mecra hakkı kurulan tüm taşınmaz maliklerinin davada yer alması gereklidir.
Mecra hakkı kurulurken hukukun genel bir ilkesi olan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi uyarınca taraf yararları da gözetilerek, davacının ihtiyacını karşılayacak birden fazla seçenek varsa mutlaka ona en yararlı ve an az masraflı olacak yerden değil, mecra hakkı vermekle yükümlü olanlardan da en az zarar görecek olanın veya olanların da durumu dikkate alınarak ulaşılacak sonuca göre karar verilmelidir.Davalı keşifte mecra güzergahının taşınmazının kenarından kurulmasını kabul etmesinden fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesine aykırılık oluşturacak ve taşınmazın kullanım bütünlüğünü de bozacak biçimde mecra hakkı tesisi doğru bulunmamıştır.
İrtifak hakkının bedeli taşınmazların niteliğine göre atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak saptanması ve bedelin hükümden önce mahkeme veznesine depo ettirilmesi gerekir. Böylece davalının bedel tahsili için ek bir külfet altına girmesi de önlenmiş olacaktır. Ayrıca, dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de irtifak için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmiş ise, bu bedelin ödenmesinin mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olacağı durumlarda,hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.Davacı, dava tarihinden önce yapılan tespitte belirlenen 197YTL bedeli mahkeme veznesine depo etmiş,Mahkemece yapılan keşifte belirlenen 288,10YTL bedeli ise depo ettirilmeden davalıya ödenmesine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Kabule göre de, mecra hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacının üzerinde bırakılması gerektiğinden, davalıdan alınmasına karar verilmesi de doğru değildir.
Açıklanan bu nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 05.10.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.