YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/12065
KARAR NO : 2008/14355
KARAR TARİHİ : 20.11.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 04.07.2003 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve mera olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 20.04.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı Hazine, dava konusu 119 ada 109 parsel sayılı taşınmazın evveliyatının mer’a olduğunu, zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığını belirterek davalı adına olan tapu kaydının iptali ile mer’a olarak sınırlandırılarak özel sicili yazılmasını istemiştir.
Davalı, taşınmazın dedesinden kaldığından ve mer’a ile ilgisi bulunmadığından davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı dayanağı 1937 tarih ve 103 numaralı vergi kaydının uyuşmazlık konusu taşınmazın 1.087,19m² kısmına uyduğundan ve … mer’a olduğunun da kanıtlanamadığından söz edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Bir taşınmaz hakkında düzenlenmiş bulunan vergi kaydının mülkiyete karine oluşturabilmesi ancak o yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmadığında mümkündür. Daha açığı, taşınmazın özel mülkiyete konu teşkil eden yerlerden olması gerekir. Somut olayda, uyuşmazlık konusu taşınmazın bulunduğu yöreye ait pafta örneği ve dosyaya alınan diğer belge ve bilgilere göre davaya konu taşınmazın uzak ve yakın çevresinin büyük bölümü mer’a olarak sınırlandırılan 125 ada 8 numaralı
parsel ile çevrili bulunmaktadır. Keşifte hazır edilen ziraat bilirkişisi, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı, Toprak ve Su Kaynakları Araştırma … Müdürlüğü’nün dava konusu taşınmaz ve komşu mer’anın toprak analizleri sonuçlarını da dikkate alarak düzenlediği 03.03.2006 günlü raporunda, uyuşmazlık konusu taşınmazın etrafındaki arazilerin fiziksel özellikleri itibariyle mer’a nitelikli olduğunu açıkladıktan sonra taşınmazın mer’adan kazanıldığını belirtmiştir. Bütün bilgiler davaya konu taşınmazın mer’adan kazanıldığını açıkça göstermektedir. Uyuşmazlık konusu taşınmaz mer’a niteliğinde olduğuna göre kadastro sırasında bu yere uygulandığı anlaşılan 1937 tarih ve 103 numaralı vergi kaydı mülkiyeti kazanma bakımından bir değer ifade etmez. Bundan ayrı bir taşınmazın mer’a nitelikli olması ayrı bir şey, herhangi bir köy yada belde adına tahsisinin bulunması yada tahsis yok ise … kullanma hakkının hangi köy yada belde de bulunduğunun belirlenmesi ayrı bir şeydir. Tahsis ve … hak üzere bir mutasarrıfın bulunmaması mer’a arazisini mer’a niteliğinden çıkarmaz. Hazine yasa gereği mer’alar hakkında çıplak mülkiyet sahibi olma sıfatını her zaman sürdürür ve bu iddia ile açtığı davaların zaman dilimine bağlı kalınmaksızın her zaman dinlenme olanağı vardır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle uyuşmazlık konusu taşınmazın mer’adan edinildiği kanıtlanmış bulunduğundan davanın kabulüne karar verilecek yerde olaya uygun düşmeyen gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir.
Bundan ayrı, taşınmazın aynına yönelik davalarda davanın değeri taşınmaz değeri olduğundan, harç ve avukatlık ücreti bu değer üzerinden belirlenmelidir. Harçlar Kanunu’nun 13/J maddesi gereğince, davayı açarken Hazine’den harç alınmaması doğru ise de, dava kabul edilmekle keşifte belirlenen değer üzerinden nispi tarife uyarınca hesap edilecek yargı harcının davalı tarafa yükletilmesi gerekir. Davacının harçtan bağışıklığından söz edilerek davalı aleyhine ilam harcına hükmedilmemiş olması doğru değildir.
Ayrıca, Avukatlık Kanunu’nun 169.maddesi ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT.nin 3.maddesi “yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti ekli tarifede yazılı miktardan az ve üç katından çok olamaz…”biçimindedir. Somut olayda taşınmazın keşifte belirlenen değeri üzerinden vekalet ücretine hükmedilecek yerde, yazılı gerekçelerle karar tarihinde yürürlükte bulunmayan indirim
fıkrasının uygulanarak davacı yan yararına 100,00YTL vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru bulunmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 20.11.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi