Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/15052 E. 2007/15904 K. 13.12.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/15052
KARAR NO : 2007/15904
KARAR TARİHİ : 13.12.2007

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 30.10.2006 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin meni istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 05.04.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı dava konusu taşınmazda 1 numaralı daireyi yükleniciden haricen satın aldığını ve fiilen oturduğunu, binanın zemin katında davalıya ait ekmek fırınının reklam tabelasının balkonunu kapattığını çatı katına kadar uzanan baca tertibatının projeye aykırı olduğunu davalının elatmasının önlenmesini ve eski hale getirilmesini talep etmiştir.
Davalı kendisine ait reklam tabelasının kurallara uygun asıldığının, doğalgaz mevzuatına uygun olarak binanın dış cephesinden zorunlu baca düzenlemesi yapıldığını, belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece binada kat mülkiyeti veya kat irtifakının kurulmadığı davacının kat maliki olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda davacı, oturmakta olduğu dairenin reklam tabelası nedeniyle balkonunu kapattığını, baca tertibatında projeye aykırı yapıldığını ileri sürmekte davalının komşuluk hukukuna aykırı davranışlarının giderilmesini istemektedir.
Gerçekten Türk Medeni Kanununun “komşu hakkı” başlıklı 737.maddesinde, anılan kanunun mülkiyet hakkını kullanma yetkisini belirleyen 683.maddesine sınırlama getirilmiş ve bu hükümle taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkiler kullanılırken, özellikle de işletme faaliyeti sürdürülürken malikin komşularını etkileyecek taşkınlıklardan kaçmakla yükümlü olduğu vurgulanmıştır. Yasanın 737. maddesindeki taşkınlıktan
amaç, komşuların olağan hoşgörü sınırlarını aşan ve komşunun kendisi ve ailesiyle taşınmazı kullanmasına aşırı derecede etkili olabilecek iş ve eylemlerdir. Bu eylemlerin saptanmasında taşınmazın bulunduğu yerin, kullanma amacının, niteliğinin konuya ilişkin düzenlemelerin eğer yasal boşluk varsa mahalli örf ve adetlerin göz önünde tutulması gerekir. Kısaca denilebilir ki taşkın kullanım sayılan fiilin hukuka aykırı olması bu fiil ile bir zarar meydana getirilmesi ve zararla taşkın kullanım arasında illiyet bağı bulunması hallerinde o taşınmaz malın komşuluk hukuku ilkelerine aykırı kullanılması söz konusudur. Az yukarda sözü edildiği, üzere konuya ilişkin düzenlemeler ile birlikte genel bir kural olan komşuluk hukukunun genel ilkelerine de bakılmalı, her somut olayı özelliğine göre tarafların yarar-zarar dengeleri değerlendirilerek sonuçlandırılmalıdır.
Mülkiyet hakkının aşırı taşkın sorumsuz kullanılmasından menfi yönde etkilenen, zarar gören bir taşınmaz maliki veya o taşınmaz üzerinde ayni veya şahsi hakkı nedeniyle fiili hakimiyeti bulunan şahıslar, komşu sayıldığından elatmanın önlenmesi davası açabilir. Başka bir anlatımla komşudan maksat sadece komşu gayrimenkullerin malikleri değildir. Komşu gayrimenkuller üzerinde sınırlı, ya da şahsi bir hakka hatta sadece zilyetlik hakkına sahip olanlarda komşu sayılırlar. Bu nedenle mahkemece davacının durumu ve yukarıda açıklanan ilkeler gözetilerek gerekli araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davanın tapu maliki bulunmadığı gerekçesi ile reddi doğru olmamış hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 13.12.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.