Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/12715 E. 2007/14512 K. 19.11.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/12715
KARAR NO : 2007/14512
KARAR TARİHİ : 19.11.2007

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalı aleyhine 18.4.2007 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.6.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı 18.04.2007 tarihli dilekçesi ile 75, 76, 77, 79, 88, 130, 262, 379, 409, 450, 467, 650, 652, 688, 695, 711 sayılı parsellerde “…” olarak yazılan isminin “…” olarak düzeltilmesini istemiştir.
Davalı cevap vermemiş, duruşmalara katılmamıştır.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ve hükmü davalı temyiz etmiştir.
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığına;
Davacı onbeş ayrı taşınmazda kayden paydaş olduğunu adının “…” olmasına rağmen yanlışlıkla taşınmazların malik hanesinde “…” olarak yazıldığını bildirerek düzeltme yapılmasını istemiştir.
Taşınmazların kadastro yolu ile 1988 yılında tespit ve tescil edildikleri anlaşılmaktadır . Dosya içerisine dava konusu tüm parsellere ait kadastro tutanakları getirtilip hangi nedene göre malikler adına tespit yapıldığı mahkemece izlenmemiştir. Düzeltme talep edilen taşınmazlara ait tapu kayıtlarında paydaş … …’nin baba adı “…” olarak yazılıdır oysa davacı …’e ait getirtilen nüfus kayıt örneğinde “…” olarak yazılı bulunmaktadır. Her iki kayıttaki baba adlarının değişik olarak yazılması kuşkuyu yoğun hale getirmektedir. Davacının istemi arasında baba adı düzeltmesi olmasa bile o konuda yazım sırasında bir hatanın varlığı ortaya çıkarılmadıkça “…” biçimindeki isim düzeltilmesi mülkiyet nakline neden olabilecek hüküm sonucunu doğurur . Mahkemece davacının anne baba ve kardeşlerini gösterir aile nüfus kayıt tablosu istenerek tapu kayıtlarında gözüktüğü gibi “…” ve “…” adında kardeşlerinin bulunup bulunmadığına bakılmalı ve tanıklardan da getirtilen yeni kayıt ve belgeler doğrultusunda kapsamlı beyanları sorularak mülkiyet nakline sebep olunmayacak derecede bir kanaata ulaşılır ise davanın kabulüne aksi takdirde davanın reddine karar verilmesi gerekir.
Eksik inceleme ile karar verilmiş olması bozma nedenidir.
Kabule göre de davacının paydaşı olmadığı anlaşılan 650, 652, 688 parseller hakkında davanın reddi yerine bu parselleri kapsar biçimde kabul kararı verilmesi de yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA 19.11.2007 gününde karar verildi.