YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/4735
KARAR NO : 2009/4831
KARAR TARİHİ : 18.09.2009
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup sözleşmenin feshi sebebiyle oluşan menfi zararın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davalı yüklenici 01.11.2001 tarihli sözleşme ile işin yapımını 2.630.000,00 TL bedel karşılığı üstlenmiş, işin %58,34’lik kısmı tamamlanmış, %41,66 kısmı tamamlanmadığından 23.05.2003 tarihli tutanakla sözleşme fesih edilmiştir. 2. ihale yaklaşık iki yıl süre geçtikten sonra yapılarak 26.09.2005 tarihinde 2. yüklenici ile kalan işlerin 1.609.000,00 TL’ye yapımı konusunda sözleşme imzalanmıştır. Eldeki davada sözleşmenin yüklenicinin kusuru ile feshi sebebiyle oluşan olumsuz zararın tahsili talep edilmektedir. Borçlar Kanunu’nun 106 ve 108. maddeleri gereğince sözleşmeyi haklı olarak fesheden taraf menfi zararını isteyebilir. Yargıtay içtihatları ve doktrinde olumsuz zarar akdin ifa edileceğine güvenilerek yapılan masraflar ve kaçırılan fırsat olarak tanımlanmaktadır. Kaçırılan fırsat ise, eksik bırakılan işlerin yeniden yapım bedeli ile birinci ihalede en yakın fiyat arasındaki farktan ibarettir. Sözleşmede fesih halinde menfi zararın ne şekilde hesaplanacağına dair hüküm bulunmadığından kural olarak menfi zararın belirtilen şekilde hesaplanması gerekir. Ancak kural bu şekilde olmakla birlikte, ikinci ihalenin makul süre geçtikten sonra yapılması halinde ihale makamının kusuru ile yüklenicinin zararı artacağından bu zarardan davalının sorumlu tutulması mümkün değildir. Bu halde menfi zararın kalan işin makul süre içerisinde ihaleye çıkılması halinde ihale edilebileceği fiyat ile, ilk ihalede en yakın teklif fiyatının kalan işe oranlanarak bulunacak miktar arasındaki farka göre belirlenmesi gerekir.
Somut olayda, alınan bilirkişi raporu ile ikinci ihalenin en geç 08.09.2003 tarihine kadar yapılması gerekirken gecikilerek 2005 yılında yapıldığı anlaşıldığından, mahkemece bilirkişi kurulundan alınacak ek raporla az yukarıda açıklanan şekilde menfi zarar hesabı yaptırılarak sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme sonucu ve endeksleme yapılmasına rağmen ayrıca kusura göre indirim yapan hukukçu bilirkişi raporuna itibarla yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 18.09.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.