YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4488
KARAR NO : 2009/6161
KARAR TARİHİ : 13.11.2009
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, kumaş boyama işleminin hatalı olması nedeniyle uğranılan zararın tahsili için yapılan takibe vaki itirazın iptâli, bir kısım alacağın tahsili istemiyle açılmış, mahkemenin kısmen kabule dair kararı davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında teklifin kabulü yoluyla yapılan anlaşma uyarınca davacıya ait ham kumaşların davalı tarafından boyanması kararlaştırılmıştır. Bu şekilde boyanan kumaşlar davalının sevk irsaliyeleri ile 12.02.2004 tarihinden başlayarak en son 25.06.2004 tarihinde davacıya teslim edilmiştir. Davacı, 07.07.2004 tarihli yazısında, boyamanın hatalı yapıldığını belirtilerek davalıya iade etmiş, davalı da 15.07.2004 tarihli irsaliye ile aynı kumaşları tekrar davacıya teslim etmiştir. Davacı 19.07.2004 tarihli ihtarnamesinde, kumaşların hatalı boyanıldığı belirtilerek zararın ödenmesi istenmiştir. Bu haliyle taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, boyama işlemindeki ayıpların süresinde bildirilip bildirilmediği konusundadır. BK’nın 359. maddesi hükmünce, iş sahibi imal olunan şeyin tesliminden sonra işlerin mutad cereyanına göre o şeyi muayene ve varsa kusurlarını müteahhide bildirmeye mecburdur. Bu şekilde ihbarda bulunulmadığı takdirde yapılan şeyi kabul etmiş sayılacağından müteahhit her türlü mesuliyetten kurtulur (BK.362. md.). Yaptırılan bilirkişi incelemesinde, boyanan kumaşlarda ayıbın gözle görülebilir nitelikte (açık ayıp) bulunduğu saptandığına göre davacı iş sahibinin derhal muayene ile yükleniciye ayıbı bildirmesi gerekirken en son teslimin yapıldığı 25.06.2004 tarihine göre 07.07.2004 tarihinde ihbarda bulunduğundan ayıp ihbarının süresinde yapıldığı kabul edilemez. İş sahibi eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağından BK.’nın 360 maddesine dayanılarak zarar isteyemez.
O halde davanın bu nedenlerle reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulü yönünde hükme varılması usul ve yasaya aykırıdır. Öte yandan, bilirkişi incelemesinde 8.400 metre kumaşta ayıp saptandığı ve buna göre tazminat hesaplandığı halde bu husus gözardı edilerek davada talep edilen kumaş miktarı ile bağlı kalınarak fazlaya hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, davacı alacağı yargılamayla belirlendiği halde ortada likid bir alacak varmış gibi, davalının icra inkâr tazminatıyla sorumlu tutulması da usul ve yasaya aykırı olup kabul biçimi yönünden bozmayı gerektirir.
Karar tüm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 13.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.