Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2008/13017 E. 2008/14642 K. 25.11.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/13017
KARAR NO : 2008/14642
KARAR TARİHİ : 25.11.2008

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 24.07.2007 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22.05.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, paylı taşınmazda oluşan yararlanma hakkına öteki paydaşın elatmasının önlenmesi ve ecrimisil istemiyle açılmıştır.
Mahkemece, davalının dava konusu taşınmazlara elatmasının önlenmesine, ecrimisil isteminin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşların payına elatmalarının önlenmesini her zaman isteyebilir. Ancak, o paydaşın taşınmazda payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa elatmanın önlenmesi davası dinlenemez. Yerleşik Yargıtay uygulamasına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorunu elatmanın önlenmesi davasıyla değil kesin sonuç sağlayacak taksim veya şuyuun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözülebilir.
Bilindiği üzere, Türk Medeni Kanununun 706, Borçlar Kanununun 213, 2644 sayılı Tapu Kanununun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazların harici veya fiili taksimi ile paylarının mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşmayla belirlenmiş ya da fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre de paydaşlar bu durumu benimsemişlerse; kayıtta paylı, eylemli olarak bağımsız bu oluşumun
resmi taksim yapılana veya ortaklığın giderilmesine kadar “ahde vefa” (söze sadakat) kuralı doğrultusunda korunması gerekir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere göre, dava konusu taşınmazlarda paydaş olan davacının bu taşınmazlardan yararlanamadığı, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir yerin bulunmadığı ve taşınmazların fiilen taksim de edilmediği anlaşıldığından davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş ve reddi gerekmiştir.
2-Taraflar dava konusu taşınmazlarda paydaştır. Bu nedenle yalnızca paya elatmanın önlenmesine karar verilmesi gerekirken, davalının taşınmazları kendi payı oranında kullanmasını da engeller şekilde tümüne elatmanın önlenmesine karar verilmesi doğru olmamıştır. Kararın bu nedenle bozulması gerekir ise de, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmü, HUMK.nun 438 /VII. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1). bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddin, (2). bentte yazılan nedenlerle hüküm fıkrasının birinci bendinin ikinci satırındaki “müdahalesinin men’ine” kelimelerinin çıkarılarak yerine “… davalı payına davacının müdahalesinin men’ine” kelimelerinin yazılmasına, hükmün DÜZELTİLMİŞ bu hali ile ONANMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 25.11.2008 tarihinde oy birliği ile karar verildi.