YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2347
KARAR NO : 2009/1607
KARAR TARİHİ : 20.03.2009
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat …. Davalı … vekili ile diğer davalı gelmedi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, 03.10.1991 tarihli inşaat yapım sözleşmesi uyarınca davalı …’a ait 7 ve 9 nolu parseller üzerine inşaat yapan yüklenici tarafından açılmış ve 7 nolu parselde mevcut dubleks dairenin tapu kaydının iptâli ile adına tescili talep ve dava edilmiştir. Mahkemece davalının zamanaşımı savunması yerinde görüldüğü gibi, davanın esastan da varit olmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş ve karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin davalı Yıldıray Yıldır’a yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı arsa sahibi yönünden yapılan temyiz itirazlarına gelince; 03.10.1991 tarihli sözleşmeden sonra davalı arsa sahibince 17.06.1997 tarihinde gönderilen ihtarname ile fesih ihbarında bulunulmuş ise de, davacı yüklenici akdîn feshini kabul etmemiş ondan sonra yüklenici aleyhine Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1997/327 esas sayısında kayıtlı men’i müdahale davası ve aynı mahkemenin 2000/167 esasında işlem gören ve davacının da taraf olduğu tescil ve iptâl davası ile akdî ilişki bu davanın sonuçlandığı 2004 yılına kadar devam etmiştir. Bu itibarla ve fesih istemi hakkında tarafların iradesi birleşmediğinden eldeki davanın açıldığı tarih itibariyle BK’nın 126/IV. maddesinde düzenlenen 5 yıllık zamanaşımı süresinin olayda gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece davanın zamanaşımının geçekleştiğinden dolayı reddedilmesi yerinde olmamıştır.
Mahkemenin davanın esastan reddine dair gerekçesine gelince; davada sözleşme uyarınca davacıya verilmesi gereken bağımsız bölümün tapusunun iptâl ve tescili, olmadığı takdirde bedelinin tahsili istenilmiştir. Yapılan imalâtın seviyesine göre davacının tapu almaya hak kazanmadığı anlaşılmaktadır. Esasen sözleşmede paylaşım şekli belirlenmediğinden davacıya kaç adet bağımsız bölüm verileceğinde uyuşmazlık bulunmaktadır. Bu nedenle mahkemece davacının inşaat nedeniyle bir alacağının bulunup bulunmadığının belirlenebilmesi için 2000/167 esas sayılı davanın kesinleştiği 2004 yılı mahalli rayiçleri itibariyle davacı tarafından yapılan tüm imalâtın bedelinin saptanması, bu bedelden davacının 7 nolu parselden aldığı bağımsız bölümün aynı tarihteki mahalli rayiçlerden değerinin belirlenip imalât badelinden düşülerek varsa kalanın davalı arsa sahibinden tahsiline hükmedilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanlış değerlendirmeyle davanın tamamen reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1. bendde açıklanan nedenlerle davacının davalı Yıldırım’a yönelik temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına davalı … aleyhine BOZULMASINA, 625,00 TL duruşma vekillik ücretinin davalı …’den alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 1,60 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 20.03.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.