Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/6725 E. 2009/941 K. 27.01.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6725
KARAR NO : 2009/941
KARAR TARİHİ : 27.01.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacılar ile davalılardan Areva T&D Enerji Endüstrisi A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere ve temyiz nedenlerine göre davacının tüm, davalı Areva Enerji Endüstrisi A.Ş’nin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava davacıların yakınlarının iş kazası sonucu ölümü nedeniyle uğradıkları maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Olayın oluş şekline, müterafik kusur oranlarına, davacıların duyduğu elem ve ızdırabın derecesine, tarafların sosyal ve ekonomik durumuna, olay tarihide nazara alındığında 26.6.1966 gün 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme kararının içeriğine ve öngördüğü koşulların somut olayda gerçekleşme biçimine ve hak ve nesafet kurallarına göre davacı … yararına 12.000,00-TL manevi tazminat yerine 15.000,00-TL, davacı … … ve … yararına da 6.000,00’er TL manevi tazminat yerine 8.000,00’er TL manevi tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı kararın diğer davalılar … ile … yönünden kesinleştiği ve temyiz nedenlerine göre taraflar yararına oluşan kazanılmış hak ilkesi de gözetilerek düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tümüyle silinerek yerine;
1-Atiye bırakılan destekten yoksun kalma tazminatı davasının esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
2-Davalı Radtek Radyatör Sanayi Limited Şirketi ve … hakkında açılan davanın reddine,
3-Davalılar Areva Enerji Endüstrisi A.Ş , … ve … hakkında açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile;
Davacı anne … için 15.000,00-TL ile davacı … … ve …nin her biri için ayrı ayrı 8.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihi olan 04.04.2000 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalılar … ve Bir Trafo Elekt.Ltd. Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, diğer davalı Areva Enerji Endüstrisi A.Ş’nin ise yukarıda iki davalı aleyhine hükmedilen miktarlardan anne … için 12.000,00-TL ile davacı … … ve …nin her biri için ayrı ayrı 6.000,00-TL ve bu miktarlara olay tarihi olan 04.04.2000 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiz ile diğer davalılarla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasına,
4- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen manevi tazminat miktarı üzerinden taktir edilen 3.280,00-TL avukatlık ücretinin davalı Areva Enerji Endüstrisi A.Ş’nin sorumluluğu 2.600,00-TL ile sınırlı olmak üzere davalılar Areva Enerji Endüstrisi A.Ş, … ve …’dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden aynı tarife gereğince taktir edilen 1.080,00-TL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak davalılar Areva Enerji Endüstrisi A.Ş, … ve …’a verilmesine, 720.00-TL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak davalı Areva Enerji Endüstrisi A.Ş’ne verilmesine,
5-1.591,55-TL tedavi ve defin ücretinin dava tarihi olan 25.4.2001 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiziyle birlikte davalılar Areva Enerji Endüstrisi A.Ş, … ve …’dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,
6-Kabul edilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 450,00-TL avukatlık ücretinin davalılar Areva Enerji Endüstrisi A.Ş, … ve …’dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, reddedilen bölüm üzerinden aynı tarife gereğince hesaplanan 450,00-TL avukatlık ücretinin davacılardan tahsili ile davalılar Areva Enerji Endüstrisi A.Ş, … ve …’a verilmesine,
7-Alınması gereken 1.759,94-TL. karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin yatırılan 577,80-TL. nisbi harcın tenzili ile kalan 1.182,14-TL. karar ve ilam harcının davalılar Areva Enerji Endüstrisi A.Ş, … ve …’dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazine’ye gelir kaydına, davacılar tarafından peşin yatırılan 577,80-TL. nisbi harç ile 3,24-TL. başvuru harcı olmak üzere toplam 581,04-TL. harcın davalı Areva Enerji Endüstrisi A.Ş’nin sorumluluğu 199,80-TL ile sınırlı olmak üzere, davalılar Areva Enerji Endüstrisi A.Ş, … ve …’dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,
8-Kabul ve ret oranına göre davacılar tarafından yapılan toplam 662,50-TL. yargılama giderinden taktiren 398,00-TL’sının davalı Areva Enerji Endüstrisi A.Ş’nin sorumluluğu 350,00-TL ile sınırlı olmak üzere, davalılar Areva Enerji Endüstrisi A.Ş, … ve …’dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, kalanının davacılar üzerinde bırakılmasına,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davacılar ile davalılardan Areva T&D Enerji Endüstrisi A.Ş.’ye yükletilmesine, 27.01.2009 gününde oyçokluğu ile karar verildi

KARŞI OY YAZISI

Düzelterek Onama yönündeki çoğunluk görüşüne aşağıdaki nedenlerle karşıyım:
1-Yüksek Mahkeme, bir inceleme mahkemesidir. Hüküm mahkemesi değildir. Denetim makamı, temel olarak hükmü bozma veya onama ile yetkilidir. Düzeltilerek Onama, istisnai bir yetkidir. İstisnai yetkiler yorumla genişletilemez. Manevi tazminatta düzelterek onama yetkisi genel olarak başvurulan bir yetki değildir. Nitekim dairemizin önceki uygulaması ve diğer tazminat dairelerinin uygulamaları manevi tazminatta düzelterek onama yetkisini işletme biçiminde olmamıştır. İstikrarlı uygulamada bu şekilde teşekkül etmiştir.
2-Manevi tazminatı takdir hakkı, hüküm mahkemesinindir (BK.45.47.49 ve MK. 24). Yasa koyucunun bu yetkiyi alt mahkemeye vermesinin temel nedeni alt mahkemenin hukukun yanında vakıaları değerlendiren bir mahkeme oluşudur. Yargı makamlarından olaya ve maddi delillere en yakın olan organ alt mahkemedir. Manevi tazminat çoğunlukla olayların takdirinden kaynaklanan bir tazminat şeklidir. Yüksek Mahkeme elbette alt mahkemenin takdirini inceleyebilecektir. Ancak alt mahkemenin yerine geçerek takdiri bizzat kendisi yapamayacaktır.
3-Düzelterek onama Prof. Kuru’nun isabetle vurguladığı gibi hukuk kuralının uygulanmasında hata edilmiş olması ön şartına bağlıdır. Yeniden yargılamayı gerektirmemek gerekli ve fakat yeterli olmayan bir şarttır. Takdir hakkının az veya çok kullanılması bir hukuk hatası anlamına gelmez. Bu bir tercih meselesidir.
4- 3 nolu gerekçemin doğal uzantısı, bu tür bir uygulamanın hakimin direnme hakkını ve bozma aleyhinde olan tarafın direnmeyi isteme imkanını ortadan kaldırmaktadır. Usul dengesi, HUMK. 438 hükmü yanlış yorumlanarak bozulmaktadır.
5-Düzeltilen miktar ile hükmedilen miktar arasında büyük bir fark yoktur. Özellikle enflasyonun para değerini hızlı bir şekilde çökertmesi karşısında her ikisi arasındaki fark önemsenemez. Takdir ve hakkaniyet hukuku terimiyle, Yargıtay’ın müdahalesini haklı kılacak fahiş bir hata yoktur. Bu yönden düzelterek onama gerekçesinin hakkaniyet ve hak temelinde de dayanağı bulunmamaktadır. Daha ötesi olayın niteliğine, manevi tazminatın amacına ve para değerinin azaltıcı karakterine göre hükmedilen tazminat dahi azdır.
Ne var ki davacı temyizi olmaksızın Yüksek Mahkemenin böyle bir gerekçe ile davacı lehine dokunma hakkı yoktur.
6-Çağımızın hukuk anlayışında manevi tazminatın belirlenmesinde keyfilikler eşitsizlikler aşılmakta, ortak ve somut bir ölçü bulmak gerektiği kabul görmektedir. Kimilerine göre manevi tazminat acı ve üzüntüyü giderme ve öfkeyi yatıştırma parasıdır. Yargıtay’ın 22.06.1966 gün 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında benimsenen ve dairemizin çoğu kararında yenilenen bu görüş, eski çağların öç almayı önlemek ve toplumda huzur ve barışı sağlamak adına konulan kısas kuralını ve uzantısı olan “diyet” uygulamasını çağrıştırmaktadır. Dünyada hiçbir aletin dozunu saptayamayacağı bir acının, üzüntünün, bunalımın ve sıkıntının manevi tazminatın dayanağı ve ölçüsü sayılması akla uygun olmadığı gibi aynı zamanda sakıncalıdır.
Bu olumsuzluğu aşmada alınması gereken ölçülerin neler olması lazım geldiği noktasında; şu saptamalarda bulunmayı uygun görmekteyiz.
Manevi tazminatın, maddi tazminat ödenmesinin imkansızlığı durumunda tamamlayıcı ve denkleştirici işlevini göz ardı etmemek gerekir. Hiç maluliyet olmasa bile, bedensel zarara uğrayan kişinin manevi tazminat isteyebileceğini artık Yargıtay da benimsemiştir. Öyleyse manevi tazminatın acı, üzüntü, öfke, kin gibi duygusal işleminden arındırılıp maddi tazminatın yetersiz kaldığı durumlarda onun eksiğini ve açığını kapatıcı, zararı denkleştirici somut gerçekçi ve toplumsal bir işlevinin olduğuna inanmaktayız. Ayrıca “sosyal ve ekonomik durum ölçütü” zengine daha çok, yoksula daha az manevi tazminat ödenmesini amaçlayan bir anlayışın izlenimini vermektedir. Oysa kişilerin onuru, saygınlığı, kişilik ve yaşam hakları, bedensel bütünlükleri onların varlıklı veya yoksul, mevki ve makam sahibi veya sıradan yurttaş oluşlarına göre değerlendirilmemeli, cana gelen zarar için manevi tazminat miktarı belirlenirken de, zengin-yoksul, maddeci-emekçi, şehirli-köylü, eğitimli-eğitimsiz, ayrımı yapılmadan, zararın azlığına çokluğuna, haksız eylemin ve hukuka aykırılığın niteliğine, kusurun ve sorumluluğun derecesine göre değerlendirme yapılmalı, hüküm altına alınacak manevi tazminat, maddi tazminatı tamamlayıcı ve zarar vereni caydırıcı bir işlev görmelidir. Giderek vardığımız bu sonuç YHGK.’nun 23.06.2004 gün ve E:2004/13-291, K:2004/370 sayılı kararı ile de desteklenmektedir. Bu anlayış bir bakıma da, Anayasamızın 10.maddesinde ifadesini bulan “eşitlik ilkesi” ne de uygun düşecektir.
Yukarıda açıkladığım nedenlerle manevi tazminatın çokluğu gerekçesine dayalı olarak miktarın azaltılması suretiyle hükmün düzeltilerek onanması yönündeki sayın çoğunluk görüşüne katılmamaktaYım. 27.01.2009