Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/4096 E. 2022/7800 K. 14.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4096
KARAR NO : 2022/7800
KARAR TARİHİ : 14.12.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 25.09.2012 gününde verilen dilekçe ile TMK’nın 724. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil, birleştirilen davada 15.10.2012 gününde verilen dilekçe ile el atmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl davanın reddine; birleştirilen davanın kabulüne dair verilen 26.01.2022 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı-birleştirilen davada davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Asıl dava, TMK’nın 724. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil; birleştirilen dava el atmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil istemlerine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin dava konusu 16 ve 17 parsel sayılı taşınmazları eskiden beri bir bütün olarak kullanılmakta iken müvekkilince, taşınmazların maliki ve zilyedi olan … …’dan 1993 yılında kiralandığını, ayrıca 17 no’lu parseli 2005 yılında … …’ın eşi … …’dan satın aldığını, her iki taşınmazın üzerine 1993 yılında kereste atölyesi inşa edip bugüne kadar hiçbir itiraz olmadan kullandığını, 2005 yılında çıkan yangın nedeniyle davalı mirasçılardan … ile görüşüp kadim duvar sınırına hiçbir itirazı olmadığı şeklinde beyanı alındıktan sonra atölye binasını yenilediğini, 16 ve 17 no’lu parselleri malik sıfatıyla bugüne kadar itirazsız kullanıp üzerine iyi niyetle kereste atölyesi yaptığını ileri sürerek 16 parsel sayılı taşınmazın, duvarla çevrili kısmının ya da tamamının TMK’nın 724. maddesi gereğince müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Bir kısım davalı mirasçıları vekili, davanın reddini savunmuştur.
Birleştirilen davada 16 no’lu parselin maliki … mirasçılarından bir kısmının (…-…-…) vekili, davalı …’nin 16 no’lu parsele el atmanın önlenmesine, muhdesatların kal’ine ve binaların yapıldığı tarihten itibaren ecrimisile karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece ilk kararda, asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı- birleştirilen davada davalı vekilince temyiz başvurusunda bulunulmuş, Kapatılan Yargıtay 14. Hukuk Dairesince: “birleştirilen ve yıkım isteğini de kapsayan davada, diğer mirasçıların muvafakatlarının alınmadığı veya terekeye temsilci atanmadığı anlaşıldığından, taraf teşkili sağlanmaksızın, yıkım istemi hakkında karar verilmesinin doğru olmadığı” gerekçesiyle karar bozulmuş, bozmaya karşı davacı vekilince karar düzeltme talebinde bulunulmuş, talebin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu verilen ikinci kararda, asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı- birleştirilen davada davalı vekilince temyiz başvurusunda bulunulmuş, Yargıtay kapatılan 14. Hukuk Dairesince “…savunma … ihlal edilen davacının, vekiline usulüne uygun tebligat yapılarak yargılamaya devam edilip sonucuna göre bir hüküm kurulması…” gereğine değinilerek hüküm bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak, yapılan yargılama sonucu temliken tescil istemine ilişkin asıl davanın reddine; birleştirilen davanın kabulü ile davalının 104 ada 16 parsel sayılı taşınmaza vaki müdahalesinin önlenmesine ve atölye binalarının kal’ine karar verilmiş, karara karşı davacı-birleştirilen davada davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuş, Yargıtay kapatılan 14. Hukuk Dairesince; “…sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, mahkemece, davacı-karşı davada davalı vekilinin mesleki mazeretinin kabulüne karar verildiğine ve vekilin yokluğunda karar verilmesi yönünde bir talebi de bulunmadığına göre, yeni bir duruşma günü tayin edilerek, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun şekilde davacı-karşı davada davalı vekiline tebliği sağlandıktan sonra yargılamaya devam edilerek işin esası hakkında sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, savunma … ihlal edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemece son kararda bozmaya uyularak, asıl davanın reddine; birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı-birleştirilen davada davalı vekilince temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
1-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan mahkeme kararında yazılı gerekçelere, hukuki ilişkinin nitelendirmesine göre, davacı- birleştirilen davada davalı vekilince aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davacı- birleştirilen davada davalı vekilince vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince; birleştirilen davayla ilgili olarak, mahkemece hükmün (B) bendinin, yedinci fıkrasında davacı-birleştirilen dava davalısı için: “ -Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden usuli kazanılmış haklar gözetilerek AAÜT. uyarınca hesap edilen 1.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,” karar verilmiştir.
Mahkemece verilen ilk kararda davacı- birleştirilen davalı lehine 1.500,00 TL maktu vekalet ücretine, ikinci kararda 2.180,00 TL maktu vekalet ücretine, üçüncü kararda 3.400,00 TL maktu vekalet ücretine karar verilmiştir.
Somut olayda, davacı-birleştirilen davalı lehine karar tarihinde geçerli olan AAÜT gereğince 5.100,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle 1.500,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş olup, ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, temyiz olunan mahkeme kararının 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. fıkrası gereğince düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı- birleştirilen dava davalısı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının (B) bendinin yedinci fıkrasının hükümden çıkarılmasına, yerine: “Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT. uyarınca hesap edilen 5.100,00 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,” ifadelerinin yazılmasına, (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. fıkrası uyarınca mahkeme hükmünün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
14.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.