Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/5177 E. 2022/8063 K. 26.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5177
KARAR NO : 2022/8063
KARAR TARİHİ : 26.12.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 01.07.2008 gününde verilen dilekçe ile kadastral parselin ihyası istenmesi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 24.03.2022 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R
Dava, imar uygulamasının iptali nedeniyle kadastral mülkiyet durumunun ihyasına yönelik tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı vekili; davalı … tarafından yapılan imar uygulaması sırasında dava konusu 114 m²’lik taşınmazın, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu halde Hazine adına sicil kaydı oluşturulmadan, üzerinde 5416 ada 1 sayılı imar parselinin meydana getirildiğini, sonraki imar uygulaması ile de çekişmeli bölümün park alanına terkedildiğini ancak dayanak imar uygulamalarının idari yargı yerinde iptal edildiğini ileri sürerek, 114 m²’lik bölümün tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili, mümkün olmadığı takdirde bedel istekli eldeki davayı açmıştır.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen kararın, davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 27.12.2012 tarihli, 2012/9619 Esas, 15963 Karar sayılı ilamıyla; “…imar işlemlerinin idari yargı yerinde görülüp kesinleşen davalar ile iptal edildiği ve sicilin dayanağı kalmadığı gözetilerek eski hale ihya isteğinin kabulü ile çekişmeli yerin kadastro harici bırakılmasına karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir…” şeklindeki gerekçeyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; davalı …’ne yönelik davanın husumet nedeniyle reddine, diğer davalılar aleyhine açılan davanın kabulüne karar verilmiştir. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 08.02.2017 tarih ve 2015/3667 Esas-2017/846 Karar sayılı ilamıyla; “…Seyhan Belediye Başkanlığı hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerekirken; anılan Belediyeye yönelik davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, halefiyet ilkesi gereği …’nin işleminden Çukurova Belediyesinin sorumlu olduğu gözetilerek; harç, yargılama gideri ve bu giderlerden sayılan vekalet ücretinden Adana Büyükşehir Belediyesi ile Çukurova Belediyesinin birlikte sorumlu tutulmaları gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin sadece davalı … Belediyesine yüklenmesi de doğru görülmemiş…” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü, davacı Hazine vekili, davalılar Adana Büyükşehir Belediyesi vekili ile davalı … Belediyesi vekili temyiz etmiş, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 15.03.2021 tarih ve 2020/3680 Esas-2021/1737 Karar sayılı ilamıyla; ”…dava konusu uyuşmazlığın 3194 sayılı Kanun’un 18. maddesine eklenen hüküm uyarınca idareye başvuru yoluyla çözülmesi gerektiğinden davanın reddine karar verilmelidir…” şeklindeki gerekçeyle bozulmuş, davacı vekilinin karar düzeltme istemi de aynı Daire tarafından reddedilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak dava konusu uyuşmazlığın 3194 sayılı Kanun’un 18. maddesine eklenen hüküm uyarınca idareye başvuru yoluyla çözülmesi gerektiğinden davanın reddine karar verilmiştir. Yargılama gideri ve vekalet ücreti davacıya yükletilmiştir.
Hükmü, davacı vekili ve davalı … Belediyesi vekili temyiz etmişlerdir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalı … Belediyesi vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2-Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava konusu taşınmaz davalı … ve davalı … Belediyesi tarafından imar uygulamalarına tabi tutulmuş, ancak davalı Belediyeler tarafından yapılan imar uygulamaları İdare Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Böylece, davacının maliki olduğu kadastral parsel üzerinde imar uygulaması ile oluşan imar parsellerinin dayanağı idari işlemin iptal edilmesi nedeniyle sicil dayanaksız kalmış ve TMK’nın 1025. maddesi hükmü uyarınca imar parselleri yolsuz tescil durumuna düşmüşlerdir. Her ne kadar mahkemece dava tarihinden sonra gerçekleşen yasa değişikliği nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de; dava, davalı … ile davalı … Belediyesinin yapmış olduğu idari işlem nedeniyle açılmış olup, davanın açıldığı tarihte kadastral parselin ihyasını talep etmekte haklı olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, davacının davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden söz edilemeyeceğinden ve davacının dava açma tarihinde haklı olduğu göz önüne alındığında, 6100 sayılı HMK’nın 331. maddesi gereği yapılan yargılama giderlerinden davanın açılmasına sebebiyet veren davalılar Adana Büyükşehir Belediyesi ile, dava konusu taşınmazın belediye sınırlarında meydana gelen değişiklik ile sınırına dahil olan davalı … Belediyesi sorumlu tutulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ne var ki; anılan bu hususlar kararın bozulmasını gerektirmekte ise de yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK’nın 438/7 maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … Belediyesi vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2) nolu bent uyarınca davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkarasının;
1-Dördüncü bendinin çıkarılarak, yerine; “Davacı tarafından yapılan 1.077,50 TL yargılama giderinin davalı … Belediyesi ile davalı … Belediyesinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine” ibaresinin eklenmesine,
2- Beşinci bendinin çıkarılarak yerine “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 5.100,00 TL vekalet ücretinin davalı … Belediyesi ile davalı … Belediyesinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine” ibaresinin eklenmesine,
Hükmün DEĞİŞTİRİLMİŞ ve DÜZELTİLMİŞ bu şekliyle ONANMASINA, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.