YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5183
KARAR NO : 2009/1061
KARAR TARİHİ : 27.02.2009
Davacı … ile davalı Yüksel … Mirasçıları 1…2-… 3-….. 4-…. arasındaki davadan dolayı Zeytinburnu 1. Asliye Hukuk Hakimliğince verilen 05.12.2006 gün ve 2004/215-2006/371 sayılı hükmü bozan Dairemizin 05.05.2008 gün ve 2007/1194-2008/2975 sayılı ilamı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, munzam zarar nedeniyle tazminat istemi ile açılmış, mahkemece ıslahla artırılan miktarda gözetilerek davanın kabulüne karar verilmiş, verilen karar davalılar vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Davacı vekili bozma kararına karşı tashihi karar isteminde bulunmuştur.
Talep üzerine dosyanın yeniden incelenmesinde;
Davalılar, Zeytinburnu İlçesi Kazlıçeşme Mahallesi 2113 ada 422 parsel numaralı arsanın maliki Yüksel İnce’nin mirasçıları, davacı ise bu saha üzerine arsa payı devri karşılığında inşaat yapımını 02.10.1991 tarihli sözleşme ile üstlenen yüklenicidir. Bağımsız bölümlerin paylaşımında çıkan ihtilâf nedeniyle arsa sahiplerince 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1995/848 Esas sayısında kayıtlı dava açılmış, davanın devamı sırasında taraflar 27.11.1995 tarihli sulh sözleşmesini imzalamışlardır. Bu sözleşmeyle dükkanın yarı payının arsa sahiplerine ait olduğu kabul edilerek, dükkanın satımı nedeniyle davalılara 3.736.000.000 TL (3.736,00 YTL) ödenmiştir. Daha sonra arsa sahipleri sulh sözleşmesinin feshini dava etmişler ve aynı mahkemenin 1996/258 Esas sayılı davada verilen kararla sözleşme iptâl edilmiştir. Bu karar 24.12.1998 tarihinde kesinleşmiştir. Bu defa davacı ödediği bedelin istirdadı için 1999/958 Esas sayılı davayı açmış, ancak takip edilmediğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Arsa sahiplerince açılan davada ise kat irtifakının iptâline karar verilmiş, o kararda 20.03.2006’da kesinleşmiş bulunmaktadır. Davacının takipsiz bıraktığı dava 2002/411 Esasta yeniden açılmış, dükkanın satış bedelinin 1/2 karşılığında 150.000 USD’nin tespitiyle şimdilik 1.000,00 YTL’nin istirdadı maddi kayıpların tespiti ve 5.000,00 YTL manevi tazminatın tahsili istenmiş, mahkemece ıslahta dikkate alınarak 3.736,00 YTL yönünden dava kabul edilmiş, karar 31.03.2004’de kesinleşmiştir.
Bu genel açıklamalardan sonra 03.06.2004 tarihli bu davada istenen ise; ödenen bedelin eskale edilmek suretiyle oluşan 111.828,12 YTL munzam zararın tahsilidir. Mahkemece dava kabul edilmiş, dairemizce munzam zararın ispatı gerektiği, oluşan bir zararın açıklanmadığı, istirdat davasının geç açıldığı vs. nedenlerle davanın reddi gerektiği belirtilerek mahkeme kararı bozulmuştur.
Daire kararımızda da belirtildiği üzere munzam zarar BK’nın 105. maddesinde düzenlenen, faizle karşılanamayan, alacağın geç ödenmesinden dolayı uğranılan bir zarar olup ispatı gereken bir husustur. Munzam zararın oluştuğu iddia eden alacaklı tarafından uygun delillerle (MK.6.md.) kanıtlanmalıdır. Dairemizin istikrar kazanan uygulamaları da bu doğrultudadır. Nevar ki munzam zararı oluşturan alacağın mahiyeti ve zararın nereden kaynaklandığı üzerinde de durularak zararın ispatı şartları değerlendirilmelidir. Dava konusu olayda munzam zarara dayanak alınan alacak, davacıya ait olduğu kabul edilen bir dükkanın 1/2 payının devir karşılığıdır. 1995 yılında 1/2 payın karşılığında ödenmiştir. Daha sonra bu paya ilişkin işlem iptâl edildiğinden ödenen bedel davalılar elinde sebepsiz olarak kalmıştır. İlk defa 1998 yılında açılan davada iadesi istenmiştir. Esasında geçerli bir işleme dayalı olarak davalılara ödenen bedelin geri istenmesi sözkonusudur. Böyle bir olayda, ister satım bedeli olarak ödemenin uyarlanması, isterse munzam zarara dayanılarak açılan bir davanın dinlenme olanağı bulunduğu ortadadır. Zararın kaynağı ise edinilemeyen dükkanın 1/2 payıdır. Dolayısıyla zarar hesabı yapılırken ve zararın ispatı gerekip gerekmediği değerlendirilirken dükkanın zamanla elde ettiği artı değerin gözetilmesi gereği de ortadadır. Nitekim dayanak dükkanın değeri satım tarihinde 1/2 pay olarak 3.736,00 YTL iken zamanla çok fazla değere ulaştığı da ortadadır. Bu durumda olayda uyarlama veya munzam zararın ispatlandığı kabul edilmelidir.
Zararın nasıl hesaplanacağına gelince; bilindiği gibi BK’nın 105. maddesi uyarınca munzam zarar faizle karşılanamayan bir zarardır ve 105/2. maddesi uyarınca derhal takdir olunabiliyor ise hakim esasa dair karar verir iken bu zarara da hükmedebilir. Dava konusu olayda davacının satım bedelini geri alabileceği tarih iptâl kararı 24.12.1998 tarihinde kesinleştiğinden 1999 yılıdır. Nitekim davacı da aynı yılda istirdat davasını açmış, ancak takipsiz bırakmıştır.
Eldeki davanın gecikilerek açıldığı ortadadır. Davanın geç açılmasıyla taşınmaz mallarda aşırı derecede fiyat artışları oluşmuştur. Zararın artmasına kendisi sebep olan kişi bunun sonuçlarına da katlanmak zorundadır (BK. 98/2. md. yollamasıyla 44. md.). O halde davanın zamanında açılmamasından dolayı artan zararı davacının talep etmeye hakkı olmayacaktır. Bu durumda mahkemece davanın açıldığı 03.06.2004 tarihi itibariyle 1/2 dükkan payının mahalli rayiçlere göre bedeli saptanmalı, bu tarih itibariyle ödenen paranın tefe, tüfe, faizler, yabancı para değerlerindeki artış ve sair etkili hususlar gözetilerek ortalaması bulunmalı, davanın gecikilerek aşılması sebebiyle mahkemece BK’nın 98-44. maddeleri doğrultusunda hakkaniyete uygun bir indirim yapılmalıdır.
Öte yandan bulunacak miktardan, davacıya ödenen ana para ile işlemiş faizleri düşülmelidir. İnşaat sözleşmelerinden kaynaklanan alacaklarda davacının avans faizi oranında faiz talep edebilecek iken, bunu istemeyip de yasal faiz talep etmiş olması nedeniyle kendi ihmalinden faydalanamayacağı için ödenen ilk bedelin avans faizi oranında faizi hesaplanarak alacaktan düşülmesi de gereklidir.
Bu nedenle mahkemece yukarıda açıklanan hususlar doğrultusunda bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak değerlendirme yapılmalı ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkeme kararının bu açıklanan ilkeler doğrultusunda bozulması gerekirken davanın reddi gerektiği belirtilerek bozulması bu defa yapılan incelemede yerinde görülmediğinden karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan sebeplerle Dairemizin 05.05.2008 gün ve 2007/1194 Esas, 2008/2975 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılarak, mahkeme kararının belirtilen gerekçeyle davalı yararına BOZULMASINA, 550,00 YTL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya, ödediği karar düzeltme peşin harcının istek halinde karar düzeltme isteyen davacıya geri verilmesine, 27.02.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.