YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/240
KARAR NO : 2007/1545
KARAR TARİHİ : 20.02.2007
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 13.08.2001 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 20.09.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemi ile 13.08.2001 tarihinde açılmıştır. Mahkemece işin esası incelenerek karar verilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Davada 20.09.1993 günlü biçimine uygun düzenlenmiş gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayanılmıştır. Gerçekten bu sözleşmede satımı vaad edilen dava konusu taşınmazın 125.000.000 TL değerinde olduğu yazılıdır. Az yukarıda açıklandığı üzere dava 13.08.2001 tarihinde açılmış, mahkemeden hukuki himaye bu tarihte talep edilmiştir. 492 sayılı Harçlar Kanununun 16. maddesince “müdahalenin meni, tescil, tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda, gayrimenkulün değeri nazara alınarak” harç alınır. Mahkemelerin görev konusunu düzenleyen HUMK.nun 1. maddesi gereğince de görev dava olunan şeyin değerine göre belirtilmiş ise görevli mahkemenin tespitinde davanın açlıdığı gündeki değerin esas alınması gerekir. Diğer yandan taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı davalar münhasıran Sulh Mahkemelerinin görevini tayin eden 8. madde kapsamında da değildir. Bütün bunlar dışında gerek harç sorununun, gerekse görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu tartışmasızdır. Böyle olunca mahkemenin görevi belirlenirken sözleşmede yazılı değere bakmamak, eldeki davanın gayrimenkulün aynına ilişkin
tapu iptali ve tescil davası olduğu düşünülerek dava konusunun davanın açıldığı gündeki değeri gözetilerek görevli mahkemeyi tayin etmek gerekir. Yüksek Hukuk Genel Kurulunun 29.03.2006 gün ve 2006/14-91-115 sayılı kararı da bu doğrultudadır.
Temyize konu eldeki davanın yargılaması sırasında yapılan keşif sonrası sunulan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın dava tarihindeki değerinin 116.792.500.000 TL olduğu bildirilmiştir. Dava değerine göre Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esası incelenerek karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 20.02.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.