YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5342
KARAR NO : 2006/6602
KARAR TARİHİ : 06.06.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 15.06.2004 gününde verilen dilekçe ile su yoluna müdahalenin men’i istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 21.02.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava su arkını sürerek kapatmak suretiyle oluşan elatmanın önlenmesi istemiyle açılmıştır. Mahkemece 17.06.2005 günlü krokide 30 parselin içersindeki (B) harfi ile gösterilerek kırmızı ile işaretlenen yere davalının elatmasının önlenmesine karar verilmiş, hükmü davalılar temyiz etmiştir.
Teknik bilirkişi tarafından düzenlenen 17.06.2005 günlü krokide paftasında mevcut olan ark, kesik kırmızı çizgilerle işaretlenmiştir. Mahkemenin elatmanın önlenmesine karar verdiği (B) harfli kırmızı boyalı kısım ise davalıların maliki olduğu 30 parsel çapı içindedir.
Türk Medeni Kanunu 683.ncü maddesi gereğince bir şeye malik olan kimse hukuk düzeninin sınırları içinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Anılan yasanın 718.nci maddesi uyarınca da arazi üzerindeki mülkiyet kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki … ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Mülkiyet kapsamına yapılar, bitkiler ve kaynaklarda girer.
Bununla birlikte kanun koyucu mülkiyet hakkının kullanılmasına bazı kısıtlamalar getirmiştir. Bu kısıtlamalardan biri de düzenlenmesi Türk Medeni Kanunun 744.ncü maddesinde yapılan mecra irtifakı kurulmasına ilişkindir. Gerçekten sözü edilen bu hüküm uyarınca «her taşınmaz maliki zararın tamamının önceden ödenmesi koşuluyla su yolu, kurutma kanalı gaz ve benzerlerine ait boruların, elektrik hattı kablolarının başka yerden geçirilmesi
olanaksız veya aşırı ölçüde masraflı olduğu takdirde kendi arazisinin altından veya üstünden geçirilmesine katlanmakla yükümlüdür.»
Bu kısa açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Az yukarıda sözü edildiği üzere kadastro çalışmaları sırasında davalıların maliki olduğu 30 parsel çapında su kanalı bulunduğu işaretlenmemiştir. Davacının muarazanın giderilmesini istediği krokideki (B) harfli yer davalıların çaplı mülkiyet kapsamındadır. Bu bölüm üzerine koşulları varsa davacı mecra irtifakı kurulmasını talep edebilirse de mülkiyeti Türk Medeni Kanunun 683.ncü maddesi gereğince davalılara ait olan bu yerden onların elatmalarının önlenmesini isteyemez. Davanın açıklanan bu nedenlerle reddi yerine istemin hüküm altına alınması doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 7.6.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.