Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/5808 E. 2006/7249 K. 21.06.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5808
KARAR NO : 2006/7249
KARAR TARİHİ : 21.06.2006

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 15.2.2005 gününde verilen dilekçe ile meni müdahale ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29.3.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R

Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve kal istemiyle açılmıştır.
Mahkemece dava kabul edilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Davalı, mahkemeye verdiği 22.3.2005 günlü cevap dilekçesinde davacı ile kendisinin ayrı ayrı çaplı parselleri bulunduğunu bu yörede 2981 sayılı yasanın 10/c maddesine göre imar ıslahı uygulaması yapıldığı müdahalenin bu uygulamadan ötürü ortaya çıkmış olabileceğini bildirmiştir. Mahkemece bu savunma üzerinde durulmamıştır.
Gerçekten, yasal ayrıcalıklar dışında, Medeni Kanunun 684/1 ve 718/2. maddelerine (Önceki Medeni Kanunun 618 ve 644/2.) göre arazinin mülkiyeti ve buna bağlı olan tasarruf hakkı o arazide kalıcı olmak koşuluyla yapılan şeyleri de kapsar. Bunun ayrıcalıklarından birisi de 3l94 sayılı imar yasasının l8/9. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye “…Tamamının veya bir kısmının plan veya mevzuat hükümlerine göre muhafazası mümkün görülmeyen yapılar ise, birden fazla parsele rastlayabilir. Hisseli bir veya birkaç parsel üzerinde kalan yapıların bedelleri, ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmedikçe ve aralarında başka bir anlaşma temin edilmedikçe veya şüyuu giderilmedikçe, bu yapıların eski sahiplerin tarafından kullanılmasına devam olunur.” şeklindedir.
Getirilen bu özel hüküm ile, ayrılmaz parça (mütemmim cüz) olan yapı ile zemin arasındaki hukuki ilişki kesilmiş bazı durumlarda yapı, üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı yada ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkanı sağlanmış, zemin malikinin tasarruf gücü kısıtlanmıştır.
2981 sayılı Yasanın 3290 sayılı yasa ile değişik l0/c maddesi de aynı doğrultuda hüküm getirilmiştir.
Yukarıda açıklanan ayrıcalıklar ile, bir kimse kendi taşınmazı üzerine ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşa etmiş, imar uygulaması sonucu bu yer üçüncü kişiye ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan ,kusurlu sayılamamış ve imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğunu duyulmuştur.
Somut olayda; mahkemece savunma doğrulusunda delil toplanıp gerek duyulursa keşif yapılarak hukuki durum yeterince açıklığa kavuşturulmadan davanın kabul edilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 21.6.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.