Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/5763 E. 2006/7250 K. 21.06.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5763
KARAR NO : 2006/7250
KARAR TARİHİ : 21.06.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 05.01.2004 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 07.02.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanunun 724.maddesine dayanılarak açılan temliken tescil istemine ilişkindir. Mahkemece, dava kabul edilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Gerçekten Türk Medeni Kanunun 724.maddesinde getirilen düzenleme ile zemin ve üzerindeki yapı arasında bağlantı kesilmiş, bazı koşulların gerçekleşmesi halinde yapı sahibine taşınmaza malik olabilme olanağı tanınmıştır. Burada diğer koşulların yanında aranması gereken unsurlardan en önemlisi yapıyı kendi malzemesi ile yapan kişinin inşaatın bitimine kadar iyiniyetli olması, diğer bir anlatımla zeminin kendisine ait olduğu, ya da 05.07.1944 tarih 12/26 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı üzere mülkiyetin ileride kendisine geçirileceği inancıyla hareket etmesidir. Uygulama ve doktrinde buna temliken tescil davasının kabulünde aranan “Subjektif Unsur” denilmektedir.
Somut olaya gelince; Davacı … dava dışı …’ın eşidir. Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen Korkuteli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/268 esasında kayıtlı dava dosyasında çekişme konusu 717 parsel sayılı taşınmazın davalı … adına tapuda kayıtlı iken davalının eşi …’ın hileli bir şekilde tapuda isim tashihi davasıyla taşınmazın kaydını önce davacı ile aynı ismi taşıyan mirasbırakanı …’a malettiği, daha sonra intikalini sağlayarak eşi olan davacıya temlik ettiği ortaya çıkmıştır.
Davacı …’nin bütün bu iş ve işlemlerin dışında olduğunu kabul etmek hayatın olağan akışına uygun düşmez. Türk Medeni Kanunun 3.maddesi uyarınca da iyiniyet iddiasında bulunmayacak durumda olan kimsenin kötüniyetinin ayrıca ispat ettirilmesine gerek yoktur. Daha açığı olayda temliken tescil davasının kabulünde aranan “Subjektif Koşul” gerçekleşmemiştir. Davanın açıklanan bu nedenle reddi yerine istem hüküm altına alındığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 21.06.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.