Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/10229 E. 2006/12265 K. 01.11.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/10229
KARAR NO : 2006/12265
KARAR TARİHİ : 01.11.2006

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 30.6.2005 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 9.5.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı, 31 parsel sayılı taşınmazının genel yola bağlantısının bulunmadığını ileri sürerek, davalıya ait 5013 parsel sayılı taşınmaz üzerinden taşınmazı yararına geçit hakkı kurulmasını talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 29.11. 2005 tarihli bilirkişi raporunda 1 numaralı seçenek olarak gösterilen yerden davalı taşınmazı aleyhine davacı taşınmazı yararına geçit hakkı tesisine karar verilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir.Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır.Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tesbiti yapılmalıdır.
Somut olayda, davacını yararına geçit hakkı kurulmasını istediği 31 parsel sayılı taşınmazının getirtilen kroki örnekleri ve hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda düzenlenen haritasından genel yola cephesinin bulunup bulunmadığı anlaşılamamaktadır. Az yukarıda değinilen ilkelere göre öncelikle davacının geçit ihtiyacının bulunup bulunmadığı saptanmalıdır.
Davacı taşınmazının genel yola bağlantısının bulunmadığının saptanması halinde ise, yola ulaşımın sağlanabileceği tüm alternatiflerin ayrıntılı olarak saptanması ve bilirkişi raporunda keşfi izlemeye yeterli bir biçimde işaretlenmesi ve bunlardan en uygunu üzerinden geçit hakkı tesis edilmelidir.
Mahkemece, değinilen yönler üzerinde durulmadan, keşfi izlemeye yeterli olmayan ve geçit verilen yerin genişliğinin de gösterilmediği bilirkişi raporu dayanak yapılarak sonuca gidilmesi ve geçit bedeli de depo ettirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda yazılı nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine 1.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.