Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2009/2581 E. 2009/3817 K. 23.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2581
KARAR NO : 2009/3817
KARAR TARİHİ : 23.06.2009

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava BK’nın 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, ayıplı yapılan imalât nedeniyle oluşan zararın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, kararı davacı idare vekili temyiz etmiştir.
Davalı yüklenici … İlköğretim Okulu inşaatının yapımını üstlenmiş, işin kesin kabulü 21.12.2000 tarihinden geçerli olmak üzere onaylanmıştır.
Dava dilekçesinde; yapılan deprem tahkiki sonucu okul inşaatında ayıplı malzeme kullanıldığı, yüklenici tarafından teknik icaplara uygun imalât yapılmadığı, binanın demir donatısının ve beton mukavemetinin uygun olmadığı, güçlendirilmesi gerektiği belirtilerek, güçlendirme projesinin uygulanması için gereken meblağın yükleniciden tahsili istenmiştir. Dava nedeni, işin fen ve teknik kurallara aykırı yapılması ve yapılan işte ayıplı malzeme kullanılması şeklinde gösterilmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; binada kullanılan demir donatılarının projesine uygun olarak yapılmış olduğu, inşaatın ihale tarihinde uygulanmakta olan 1975 yılı deprem yönetmeliğine göre hazırlanmış olan projelere uygun olarak yapılmış olduğu, idare tarafından yaptırılan güçlendirme projesinin ise 1998 tarihli “Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik” esaslarına göre hazırlanmış olduğu bu yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan yapıları kapsamayacağı, bu nedenle davacı idarenin alacak talebinde haklı olmadığı belirtilmiştir. Gerçekten dava konusu binanın 1975 yılı Deprem Yönetmeliğinin yürürlükte olduğu dönemde yapılıp teslim edildiği anlaşıldığına göre, bilirkişilerce değerlendirmenin bu Yönetmelik hükümlerine göre yapılmasında bir isabetsizlik yoktur. Ancak, davacı vekili bilirkişi raporuna itiraz ve temyiz dilekçesinde “yapıda kullanılan halihazır beton mukavemetinin projede öngörülen B 160 betonunun değeri olan 140 kg/cm2’nin çok altında olduğunu, yapının taşıyıcı elemanlarında
etriyelerin düzenli olarak projesine uygun sıkılaştırma yapılmadığını, beton mukavemetinin projesinde öngörülen kalitenin çok altında imal edildiğini, güçlendirme projesinde belirtilen halihazır beton gerilmelerinin çok düşük değerde olduğunu, bilirkişilerce bu hususlarda yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan rapor düzenlendiğini” ileri sürmüştür. Davacı idare vekilinin demir donatıları ve beton imalâtı ile ilgili olarak yaptığı itirazlar yönünden bilirkişi raporunda yeterli açıklama ve açıklık bulunmamaktadır. Mahkemece davacının itirazlarını cevaplandırır ek rapor alınmadan hüküm kurulmuştur.
HUMK’nın 275. maddesi uyarınca, mahkeme çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Aynı yasanın 283. maddesine göre de hakim bilirkişi raporunda noksan veya müphem gördüğü hususların tamamlanması veya açıklanması, tarafların rapora itirazları var ise bu itirazların cevaplanması için bilirkişi veya bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verebilir. Bundan sonra rapor veya ek raporun hüküm kurmaya elverişli bulunmaması halinde ayrı bir bilirkişi veya bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekir. Bilirkişi raporlarının da gerekli açıklamaları taşıması ve Yargıtay denetimine elverişli olması lazımdır.
Hal böyle olunca, bilirkişilerden davacı idare vekilinin rapora yönelik itirazlarını cevaplandırır nitelikte Yargıtay denetimine elverişli ek rapor ve gerek görülmesi halinde yeniden oluşturulacak bir bilirkişi kurulundan rapor alınmadan yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece yapılması gereken iş; Yargıtay denetimine elverişli, davacı idarenin itirazlarını cevaplandırır biçimde bilirkişilerden ek rapor, gerek görülmesi halinde de yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulundan rapor alınmak ve sonucuna göre hüküm kurmaktan ibarettir. Yetersiz rapora bağlı kalınarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı idare yararına BOZULMASINA, 23.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.