YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/1581
KARAR NO : 2006/4800
KARAR TARİHİ : 25.04.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 7.11.2001 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14.4.2005 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 25.4.2006 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av…. ile karşı taraftan davacı vekili Av…. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava dilekçesi ve davacının yargılamalar sırasında yaptığı açıklamalar ile davacının tapu iptali ve tescil davasını inanç sözleşmesine dayandırdığı anlaşılmaktadır. Temel delil olarak adi yazılı şekilde 18.9.1992 tarihinde düzenlendiği anlaşılan sözleşmeye dayanılmıştır. Davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tescili istenen 9393 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yapılı olan binanın 9 numaralı bağımsız bölümüdür. Bu bağımsız bölüm 13.8.1985 tarihinde kurulan kat irtifakı ile davalı adına tescil edilmiştir. Az yukarıda davaya dayanak olarak gösterilen 18.9.1992 günlü sözleşme taşınmazın tapulu hale gelmesinden çok sonra düzenlendiğinden biçim koşuluna uyulmadığı için temlik sağlama bakımından hukuki sonuç doğurmaz. Bu sözleşmenin inançlı işlem niteliğinde yorumlanabilmesi için mülkiyetin doğumundan evvelki tarihte verilmiş bir irade olduğunu sözleşme kapsamı açıkça ortaya koymalıdır. Sözleşme metninde taşınmaz alımından evvel davalı tarafından davacıya mülkiyet aktaracağı yönünde bir taahhüt verildiği anlaşılmamaktadır. Bu belge belgeyi düzenleyenlerin birbirlerine karşı tazmini nitelikte sorumluluklarını gerektirir ise de, bir ayni hakkın birisinden alınıp diğerine verilmesi sonucunu doğuran iptal ve tescile yönelik hak sağlamaz. Taşınmazlar hakkında temlike dayalı işlemler resmi senet biçiminde düzenlemeile mümkündür. Temlik vaadi de yine resmi şekle tabidir. Davacı mülkiyetin naklini sağlamaya yeterli bir delil getiremediğine göre kendisine yemin delilini kullanıp kullanmayacağı sorulup istemi doğrultusunda hareket edilmeli ve tüm deliller birlikte değerlendirmek suretiyle yeni bir hüküm kurulmalıdır. Yanılgılı takdir ile davanın kabulü doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 450.00 YTL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 25.4.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.