Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/5455 E. 2006/6727 K. 12.06.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5455
KARAR NO : 2006/6727
KARAR TARİHİ : 12.06.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … vekili tarafından, davalı … ve arkadaşları aleyhine verilen 16.1.2003 günlü dilekçe ile geçit hakkı, keza … ve arkadaşları aleyhine 4.12.2003 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine davalar birleştirilerek yapılan duruşma sonunda; … ve arkadaşları hakkındaki davanın kabulüne dair verilen 20.7.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 (önceki Medeni Kanunu’nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir.Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantası sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir. Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Somut olaya gelince;
Dava 5182 parsel lehine, 3658 ve 3659 parsel malikleri aleyhine geçit hakkı istemi ile açılmıştır. Mahkemece sadece burası ve bunun dışında iki alternatif değerlendirilerek hüküm kurulmuştur. Uygun güzergah saptanması için yapılan araştırma ve inceleme yeterli değildir. 3159 parsel çok küçük olduğundan geçit için bir miktarı ayrıldığında ekonomik değerini büyük oranda yitirecektir. Bütün alternatiflerin araştırılarak en uygun ve en ekonomik olan güzergahın tesbit edilmesi gerekir. Bunun için davacının 5182 parselinin güneyinde yer alan 3662 parselin güneyinden veya 3662 parselin güneyi ile batıya doğru 3660 ve 3661 parsel sınırından genel yola ulaşma, yahut başka uygun alternatiflerin araştırılması gerekir. Bunun için değerlendirilecek tüm alternatif parsel maliklerinin harçlı dilekçe ile davaya katılmaları veya ayrı bir dava açılması için yeterli süre verilerek bu dava ile birleştirilmesi sağlanarak üretilecek alternatiflerden en uygunu üzerinden geçit kurulması yerine eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 12.6.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.