YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/203
KARAR NO : 2009/927
KARAR TARİHİ : 29.01.2009
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 26.09.2007 gününde verilen dilekçe ile mera sınırlandırmasının iptali ve meranın davacı köy adına yazılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 10.10.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı köy temsilcisi tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı köy tüzel kişiliği 26.09.2007 tarihinde açılan davada; Toprak Tevzi Komisyonu tarafından köylerine mera ve yaylak yeri olarak tahsis edilen yerlerin kadastro çalışmaları sırasında davalı köye bırakıldığını belirterek bu sınırlandırmanın iptali ile davacı köyün merası olarak sınırlandırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı köy davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın davalı köye tahsis edilmiş olan mera içerisinde kaldığından bahisle dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı köy temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan aynı taraflar arasındaki aynı taşınmazlara yönelik olarak ve aynı istemle davacı köyün 24.01.2000 tarihli açtığı davaların … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2000/116 Esasındaki dava dosyasında birleştirildiği ve önceden açılan davalar açısından görevsizlik kararı verildiği, verilen görevsizlik kararının yargı yolları tüketilerek kesinleştirilmediği anlaşılmaktadır.
Görülüyor ki, davacı köy davalı köy aleyhine aynı taşınmazlar için 24.01.2000 tarihinde ve 26.09.2007 tarihinde olmak üzere iki ayrı dava açmıştır. Ne var ki, ilk açılan ve birleştirilen davada görevsizlik kararı
verilmiş, verilen bu görevsizlik kararı henüz kesinleşmemiştir. Kısaca, ilk açılan ve birleştirilen davalar derdesttir. Eldeki davada ise, davalı tarafından derdestlik ilk itirazında bulunulmamıştır. Kural olarak bir istek dava edilerek hükme bağlanmadan, sonradan açılan davada davacının hukuki yararı bulunmadığından aynı istek yeniden dava konusu yapılamaz. Yapılmışsa sonradan açılan davanın mesmu olmadığından dinlenme olanağı yoktur.
Bu saptamalardan sonra mahkemece yapılması gereken …; sonradan açılan dava mesmu olmadığından “mesmu olmayan davanın reddine” karar vermek olmalıdır. Bu yönler bir yana bırakılarak sonradan açılan eldeki davada çekişmenin esasının incelenmesi doğru olmadığından, karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 29.01.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.