YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/13183
KARAR NO : 2007/15177
KARAR TARİHİ : 30.11.2007
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 1.12.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 19.6.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, “Protokol” başlıklı adi yazılı tarihsiz sözleşmeye dayanılarak mülkiyet aktarımı istemi ile açılmıştır.
Davalı, tapuda mülkiyet geçirimi öngören sözleşmelerin biçim koşuluna uygun yapılması gerektiğini, dayanılan sözleşme adi yazılı düzenlendiğinden mülkiyet isteminde bulunulamayacağını, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece savunma doğrultusunda istem reddedilmiştir.
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
Genel olarak sözleşmede şekil aranmasındaki amaç, taraflardan birinin veya her ikisinin bazende üçüncü kişilerin yada kamunun yararını korumak, hukuki güvenliği sağlamaktır. Gerçekten, tapuda mülkiyet naklini gerektiren sözleşmelerin Türk Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanununun 213, Tapu Kanununun 26 ve Noterlik Kanununun 60.maddeleri uyarınca resmi biçimde yapılması gerekir. Borçlar Kanununun 11/II maddesi hükmünce de yasanın şekil koşulunu emrettiği şekle uyulmadan yapılan sözleşmeler geçersizdir. Geçersiz sözleşmeye dayanılarak da o sözleşme hükümlerinin yerine getirilmesi, olayımızda olduğu gibi ifası istenemez. Keza geçersiz bir sözleşmeyi ifadan kaçınmak da kural olarak ahlaka aykırılık teşkil etmez.
Somut olayda, taraflar arasındaki adi yazılı “protokol” başlıklı tarihsiz sözleşmenin içeriği ve sözleşmedeki imzalar üzerinde bir tartışma yoktur. Sözleşmede davalının “yüklenici” sıfatı ile hareket ederek aynı zamanda arsa sahibi olduğu anlaşılan 7718 ada 7 parsel sayılı taşınmaz üzerine yapmakta olduğu binadan “giriş kattaki bağımsız bölümün 1/2’ sini, 1.katta bulunan 3+1” bağımsız bölümün tamamını davacıya sattığı görülmektedir. Yapılan keşifte inşaatın tamamlandığı bağımsız bölümlerde oturulmakta olduğu saptanmıştır.
30.9.1988 tarih ve 2/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Karar gerekçesinde açıklandığı üzere, kural olarak yasanın öngördüğü biçim koşuluna uygun yapılmayan sözleşmeye dayanılarak açılan cebri tescil davasının dinlenme olanağı yoktur. Ancak, yapı Kat Mülkiyeti Kanununa tabi olmak üzere tamamlanmış ve geçersiz de olsa taraflar sözleşmedeki borçlarını eda etmiş ise sözleşmenin geçersiz olduğunu ileri sürerek tapuda mülkiyet devrinden kaçınmak Türk Medeni Kanununun 2.maddesinde hükme bağlanan “dürüst davranma” kuralına uygun düşmez. Zira, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.
Bütün bu anlatılanlardan sonra mahkemece yapılması gereken iş, sözleşmede satışa konu yapılan binanın giriş katındaki dairenin muayyen olmayan bir borca taalluk etmesi nedeniyle Borçlar Kanununun 70.maddesi hükmünce borçluya seçimlik hakkını sormak, bu saptama yapıldıktan sonra istem hakkında elde edilecek sonuç doğrultusunda hüküm kurmak olmalıdır.
Mahkemece tüm bu yönler bir yana bırakılarak somut uyuşmazlığın değerlendirilmesinde yanılgıya düşülmek suretiyle istemin reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz Olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 30.11.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.