YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/12797
KARAR NO : 2006/14446
KARAR TARİHİ : 05.12.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 23.06.2005 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 08.06.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi dahili davalılar … ve … … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 ( önceki Medeni Kanunu’nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir.Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantası sağlanır.Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur.Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif
arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.
Somut olayda; bilirkişi davacıya ait 42 parselin kuzeyindeki davalı 117 ada 1 paselin içinden geçen (A) ile gösterilen alternatifin en uygun yol olduğunu tespit etmiş, mahkemece bu alternatif üzerinden hüküm kurulmuştur. Geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla beraber özünü komşuluk hukukundan aldığından, yol saptaması yapılırken komşuluk hukukunun genel ilkeleri hiç bir zaman gözardı edilmemelidir. Dava konusu olayda olduğu gibi kuzeyden geçit sağlanırken 117 ada 1 praselin ortadan bölünmesine neden olmamalı geçit subjektif arzulara göre değil objektif kurallara uygun belirlenmeli fedakarlık tüm komşu parseller arasında denkleştirilmelidir. Ayrıca, davacının parseli ile yükümlü parsel arasında … bulunmaktadır. Derenin geçite elverişli olup olmadığı nasıl aşılacağı uzman inşaat mühendisine tespit ettirilmemiş derenin geçite uygunluğu değerlendirilmemiştir. Hükme esas alınan kdokide geçit yeri anlaşılır şekilde gösterilmemiş geçitin kesintisiz olacağı ilkesi de ihlal edilmiştir.
Mahkemece yapılması gereken iş, fedakarlığın denkleştirilmesi gereğince davacı parselinin genel yola ulaşa bilmesi için en uygun güzergahın tespit edilerek buradan geçit kurmak, başka yol bulunamıyorsa kuzeydeki derenin nasıl aşılacağının uzman bilirkişiye tespitinin yaptırılarak taşınmazın sınırından geçit hakkı tesisini sağlamak … bilirkişisinden anlaşılabilir, infaza uygun rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurmak olmalıdır.
Bütün bu yönler gözardı edilerek yukarıda sözü edilen ilkelere aykırı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 05.12.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.