YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/11995
KARAR NO : 2007/14374
KARAR TARİHİ : 16.11.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 14.11.2003 gününde verilen dilekçe ile tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 10.5.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 23 parsel sayılı taşınmazda 3.8.1986 tarihli tapu tahsis belgesi ile hak sahibi olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalılar davanın reddini savunmuşlar, mahkemece tapu tahsis belgesinin başkasına ait kömürlük için verildiği, tapu tahsis belgesi verilecek nitelikte bir bina olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Dava, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Hukuk Genel Kurulu’nun 4.12.1996 tarihli ve 1996/14-763-864 sayılı kararında da belirtildiği gibi, tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir. Tapu tahsis belgesinin varlığı tahsis edilen yerin adına tahsis yapılan kişi veya mirasçıları adına tescili için yeterli değildir. Tahsis kapsamındaki yerin hak sahibi adına tescil edilebilmesi için;
Tahsise konu yerde, 3194 Sayılı Yasanın 18.maddesi uyarınca imar planı veya 3290 Sayılı Yasa ile değişik 2981 Sayılı Yasa uyarınca ıslah-imar planları yapılırken hak sahibine başka bir yerden tahsis yapılmaması ve tahsise konu yerinde konut alanında kalmış olması gerekir.
Bu hususlar saptandıktan sonra, tahsise konu yer ile tescili istenilen taşınmazın aynı yer olup olmadığı ve taşınmazın niteliklerinin belirlenmesi
amacıyla mahallinde uzman bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılmalı, arsa bedeli ödenmemiş ise uzman bilirkişiler aracılığı ile hesaplanacak dava tarihindeki rayiç değerin de mahkeme veznesine veya belirlenecek tevdi mahalline depo ettirilmelidir.
Yukarıda belirtilen koşullar doğrultusunda yapılacak inceleme sonucunda, tescil isteğinin kabulü için yasal koşulların oluştuğu anlaşılırsa, 3290 Sayılı Yasa ile değişik 2981 Sayılı Yasanın 10/C-2 maddesi gereğince tahsise konu yerde uygulanan düzenleme ortaklık payının davacıyı da bağlayıcı nitelikte olduğu dikkate alınarak tahsis miktarından bu oranda yapılacak indirimden sonra kalan miktarın tesciline karar verilmelidir.
Açıklanan tüm bu koşulların varlığını araştırabilmek için her şeyden önce hukuken geçerliliğini koruyan bir tapu tahsis belgesinin varlığı zorunludur.
Eldeki davada da davacı, yasal prosedüre uygun olarak düzenlenmiş, tapunun beyanlar sütununda gösterilmiş, idari mercilerce iptal edilmemiş bir tapu tahsis belgesine dayanmaktadır. Mahkemenin gerekçe yaptığı tapu tahsis belgesinin verilmesinin dayanağını oluşturan binanın imar affı kapsamında değerlendirilen binalar niteliğinde olmadığı hususu, belgeyi veren makamın belgeyi iptal gerekçesi olabilir. Halen hukuken ayakta olan belgenin verilişi sırasındaki usulsüzlük iddiasını eldeki davada incelenme olanağı bulunmamaktadır. Hal böyle olunca da, mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca araştırma ve inceleme yapılarak sonuca gidilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru değildir. Karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 16.11.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.