Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/9158 E. 2007/14400 K. 16.11.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/9158
KARAR NO : 2007/14400
KARAR TARİHİ : 16.11.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı … aleyhine 28.1.2004 gününde verilen dilekçe ile birleşen dava davacıları … vd. vekili tarafından aynı davalı aleyhine 9.3.2004 gününde verilen dilekçeler ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davaların reddine dair verilen 25.12.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar; davalı arsa sahibi … ile dava dışı yüklenici … Limited Şirketi arasında 9.5.2000 tarihli arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi bulunduğunu, yüklenicinin 1 ve 2 parsellerin tevhidi ile oluşacak parsel üzerine yapacağı binanın tamamının arsa sahibine ait olacağını, aynı sözleşme uyarınca 3 ve 4 parsellerin birleştirilmesi ile meydana gelecek arsa üzerine yapılacak binanın ise yüklenici şirkete bırakılmasının kararlaştırıldığını, 1 ve 2 parsellerin tevhidi sonucu 11 parselin, 3 ve 4 parsellerin birleştirilmesi sonucu ise 12 parselin meydana geldiğini, ne var ki, kat irtifakı kuruluşu aşamasında yüklenicinin vekaletnamedeki iradesi hilafına arsa sahibine bırakılması kararlaştırılan 11 parselin 12, yükleniciye bırakılması kararlaştırılan 12 parselin yerine de hata sonucu 11 parsel numaralarının yazıldığını, kendilerinin yükleniciden 12 parsel üzerine yapılan binadaki bağımsız bölümleri satın aldığını ve satın alınan bağımsız bölümlerin fiilen ikamet edilerek kullanıldığını, ancak tapudaki işlemlerin başlangıçta yapılan hatadan ötürü 12 parsel yerine 11 parsel üzerinden yürüdüğünü, bu yüzden davalı arsa sahibinin kat irtifakı kurulmuş ve kayıt maliki olarak gözüktüğü 11 parseldeki 12 numaralı bağımsız bölümün davacılardan …, 11 parseldeki 10 numaralı bağımsız bölümün …, 11 parseldeki 9 numaralı bağımsız bölümün …, 11 parseldeki 7 numaralı bağımsız bölümün …, 11 parseldeki 6 numaralı bağımsız bölümün …, 11 parseldeki 15 numaralı bağımsız bölümün …, 11 parseldeki 14 numaralı bağımsız bölümün yine davacı … adına kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Eldeki dava ile birleştirilen … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/65 esasında kayıtlı davada ise davacılar aynı nedenlere dayanarak 11 parseldeki 8 numaralı bağımsız bölümün adlarına tescilini talep etmiştir.
Davalı arsa sahibi ise, davacılarla hukuki bir ilişkisinin bulunmadığını, davacıların akdi ilişkiyi yüklenici … Limited Şirketi ile kurduğunu, kendisinin 12 parsel üzerindeki binanın kat irtifakını kurmak üzere yükleniciye 13.8.2001 tarihli vekaletnameyi verdiğini, üstelik 12 parselin yüklenici tarafından imal edilerek henüz kendisine teslim edilmediğini, davacılar hataya düştüklerini iddia ediyorlarsa davalarını 1 yıl içerisinde açmaları gerektiğini, aksi halde duruma icazet vermiş sayılacaklarını, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davacılar hata hukuki nedenine dayanmış iseler de iradelerini tapudaki duruma değer verilerek kullandıklarından dava da 1 yıllık süre geçtikten sonra açıldığından, tapu kayıtlarının aleniyet ilkesi doğrultusunda yapılan işlemlere de değer vermek gerekeceğinden söz ederek asıl ve birleşen dava reddedilmiştir.
Hükmü davacılar ve birleşen davanın davacıları temyiz etmiştir.
Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerden dava dışı yüklenici … Limited Şirketi ile davalı arsa sahibi … arasında 9.5.2000 tarihli arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi düzenlendiği, yüklenicinin mülkiyeti davalı arsa sahibine ait 1 ve 2 numaralı parselleri birleştirerek yapacağı binanın tamamının arsa sahibine, 3 ve 4 numaralı parsellerin birleşmesi sonucu ortaya çıkacak binanın da yükleniciye ait olacağını kararlaştırdıklarını, arsa sahibine ait olması kararlaştırılan 1 ve 2 parsellerin tevhit sonucu 11 parsel sayısını, yükleniciye ait olması kararlaştırılan 3 ve 4 numaralı parsellerin ise 12 parsel sayısını aldığı, yüklenicinin davacılara 12 parseldeki binadan bağımsız bölümler sattığı, kat irtifakı kurulmak üzere arsa sahibi tarafından yüklenici şirket yetkilisi … …’a 13.8.2001 günlü vekaletnamede 12 parsel üzerindeki binanın kat irtifakının kurulması için yetki verdiği, ancak vekaletnamedeki açık yetkilendirmeye karşın kat irtifakının kuruluşu aşamasında gerçekten arsa sahibine ait olması gereken 11 parselin yükleniciye, yükleniciye ait olması gereken 12 parselin ise arsa sahibine ait imiş gibi kat irtifakının kurulduğu ve bağımsız bölüm paylaşmasının gerçek iradeye aykırı olarak bu şekilde yapılmak suretiyle tapu kayıtlarının oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Esasen yapılan maddi saptama mahkemenin de kabulündedir.
Bir tanımlama yapmak gerekirse hata: gerçeğe uymayan bir bilgi veya düşünce sahibi olunması sonucu gerçeği ifade zannı ile hakikate uymayan o bilgi veya düşüncenin açıklanmasıdır. Burada tarafların karşılıklı beyanları birbirine uyduğu halde beyanları ile iç iradeleri arasında istenilmeyerek meydana gelmiş, bir uygunsuzluk söz konusudur. Başka bir deyişle söylemek gerekirse, bir akit yapmak için iki taraf karşılıklı olarak iradelerini açıklarken bunlardan birinin beyanı iç iradesine uygun olmayabilir. Ancak, somut olayda; davacılar ile davalı bir sözleşmenin tarafı olmadıklarından uyuşmazlıkta Borçlar Kanununun hataya ilişkin hükümlerinin uygulama olanağı yoktur. Bundan dolayı mahkemenin taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünü Borçlar Kanununun hataya ilişkin 23 ve devamı, hileye ilişkin 28 ve akde icazet ile … fesadının bertaraf etme halini düzenleyen 31.maddelerinde araması doğru olmamıştır. Mahkeme önüne getirilen mevcut çekişmenin çözümsüz bırakılmaması, çekişmenin genel hükümler dahilinde giderilmesi gerekir.
Burada öncelikle Borçlar Kanununun temsil ve vekalet ilişkisini düzenleyen hükümleri üzerinde durulması gerekecektir. Gerçekten, vekalet aktinin tarifine ilişkin Borçlar Kanununun 386.maddesi uyarınca vekalet, bir akittir ki onunla vekil kendisine tahmil olunan işin idaresi veya takabbül eylediği hizmetin ifası borcunu yüklenir. Yasanın 389.maddesi uyarınca da vekil, müvekkilinin sarih olan talimatına muhalefet edemez. Vekilin vekalet görevinin müvekkilinin talimatı doğrultusunda yerine getirmesi asıldır. Arsa sahibi olan davalı tarafından verilen 13.8.2001 tarihli vekaletnamede vekile verilen görev 205 ada 12 parselde kayıtlı taşınmazın 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanununa göre kat irtifakının kurulmasına yöneliktir. Vekilin başvurusu üzerine idari mercilerce de vekaletnamede sarih olan yetki neyse ona göre işlem yapılması gerekir. Vekaletnamedeki açık yetki 205 ada 12 parselin kat irtifakının kurulmasına ilişkin iken, 11 parselin kat irtifakının kurulmuş olması vekaletnamede verilen yetki sınırları aşılarak yapılmış olan ve vekilin gerçek iradesini yansıtmayan yok hükmündeki işlemlerdir. Yok hükmünde olan bu gibi işlemler sonradan icazet verilerek de sıhhat kazanmaz. Böyle olunca, 12 parsel üzerindeki binanın kurulmuş olan kat irtifakına bakılmaksızın yüklenici ile arsa maliki arasındaki 9.5.2000 günlü sözleşme ve gerçek iradelerine uygun olarak düzeltilmesi gerekir.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, özellikle, arsa sahibi davalının yüklenici yetkilisine verdiği 13.8.2001 günlü vekaletnamedeki gerçek iradesinin ne olduğunu irdelemek, asıl ve birleşen davadaki davacıların yüklenici ile olan sözleşmelerini onlardan istemek, yüklenicinin davacılara sattığı bağımsız bölümlerin 12 parseldeki iradeye uygun karşılığını gerek duyulursa yeniden bilirkişi incelemesi yapılarak saptamak, istem sonucu hakkında böylelikle bir hüküm kurmak olmalıdır.
Tüm bu yönler bir yana bırakılarak uygulama yeri olmadığı halde Borçlar kanununun hata ve hileye ilişkin hükümlerinden söz ederek davanın eksik inceleme ve araştırma ile reddi doğru değildir.
Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatıranlara geri verilmesine, 16.11.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.