YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6474
KARAR NO : 2022/7564
KARAR TARİHİ : 07.12.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 08.02.2022 gün ve 2021/7398 Esas-2022/814 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili; davacıların murisi … … ile davalıların murisleri …, … ve …’in, … …’in çocukları olduğunu, müvekkilinin murisi … …’nin vefatı nedeniyle geriye mirasçı olarak davacı … ve kardeşi … …’in kaldığını, … …’nin, babası …’ten kalan taşınmazları davalı kardeşlerinden noterde düzenlenen sözleşme ile satın aldığını ve bedelini ödediğini belirterek davalıların murisleri … , … … ve …’den satın alınan 41 adet parsel için tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuştur.
Davalı … vekili, kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü süreden sonra kadastro öncesi nedenlere dayanılarak dava açılamayacağını, itirazları kabul edilmediği takdirde davanın zamanaşımına uğradığını, davacı ve murisinin taşınmazlara zilyet olmadığını, taşınmazların kadastro tarihine kadar kök muris … …’in çocukları tarafından iştirak halinde mülkiyet şeklinde birlikte zilyet edildiğini, kadastro tespitinin doğru olduğunu, davacı ve murisinin 50-60 seneden beri ilgileri olmayan, miras yolu ile … mirasçıları adına tespit gören ve tapuya tescil edilen bu taşınmazlar hakkında dava açmalarının haksız ve yersiz olduğunu dile getirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, “davanın kadastro öncesi nedene dayandığı gerekçesiyle 10 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden davanın reddine” karar verilmesi üzerine hüküm Yargıtay 16.Hukuk Dairesince onanmış, karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine Yargıtay 16. Hukuk Dairesince karar düzeltme talebinin kabulü ile “dava konusu edilen 1552, 1554, 1655 ve 1657 parsel sayılı taşınmazlar yönünden devir sözleşmelerinin taşınmazların kadastro tespitinden sonraki döneme ilişkin olması nedeniyle hak düşürücü süreden davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle bu 4 adet parsel yönünden hükmün bozulmasına” karar verilmiştir.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda mahkemece, “davacı tarafından, davacının murisinin dava konusu taşınmazları Kandıra Noterliğinin 04.05.1955, 20.06.1955, 30.05.1957 ve 15.08.1968 tarihli satış vaadi sözleşmeleri ile davalıların murisi …, … ve …’den satın alarak bedelini ödediği iddiasıyla tapu iptali ve tescil davası açıldığı ancak keşif esnasında dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıkların, dava konusu taşınmazların kök muris … …’ten geldiği, onun ölümü ile davacının murisi …’e kaldığını beyan ettikleri fakat …’e taşınmazların ne şekilde geçtiğine ve … ile kardeşleri arasında satış vaadi sözleşmesi yapıldığına dair görgüye veya duyuma dayalı herhangi bir bilgilerinin olmadığı, keşifte görev alan fen bilirkişisi tarafından taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinde yer alan taşınmazların hudutları ve mevkiilerinin dava konusu parsellerin mevkii ve hudutları ile uyumlu olmadığının belirtildiği, sözleşmelerin yapıldığı tarihten çok önce Kandıra İlçesinde bulunan mahallelerin sınırlarının belli olduğu, noter senedinde bahsi geçen mahallenin de dava konusu parsellerin tapu kayıtları ile örtüşmediği, dava konusu taşınmazların sözleşmede yer alan taşınmazlar olduğunun ispatlanamadığı, ileri sürülen iddiayı ispata yarar başkaca bir delil de sunulmadığı gerekçesiyle davacı tarafından 04.05.1955, 20.06.1955, 30.05.1957 ve 15.08.1968 yıllarında düzenlenen satış vaadi sözleşmelerine istinaden açılan tapu iptali ve tescil davasının sübut bulmadığından reddine” karar verilmiştir.
Dairemizin 08.02.2022 tarihli 2021/7398 Esas ve 2022/814 Karar sayılı ilamıyla hükmün onanmasına karar verilmiş, davacı vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Somut olaya gelince, mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de; yeterince araştırma yapıldığı söylenemez. Davacının talebi, 04.05.1955, 20.06.1955, 30.05.1957 ve 15.08.1968 tarihli noterde düzenleme şeklinde yapılan sözleşmelere ilişkin olup sözleşmelerde taşınmazların tapu bilgileri ve parsel numaraları bulunmadığından satış vaadine konu yerin ve parsel numarasının tespiti gerekmektedir. Bunun için yöreyi iyi bilen yaşlı ve tarafsız mahalli bilirkişiler ile tanıkların taşınmaz başında dinlenmesi, her bir satış vaadi sözleşmesinde yazılı olan hudutların ayrı ayrı mahalli bilirkişi ve tanıklara sorularak belirlenmesi, satış vaadi sözleşmesine konu yerin parsel numarasının tespiti gerekmektedir. Parsel numarası tespit edildikten sonra bu taşınmazların davalılar adına tespit görüp görmediği belirlenerek talep hakkında bir karar verilmesi gerekirken mahalli bilirkişilere taşınmazların sınırları sorulmadan fen bilirkişisi tarafından hazırlanan rapor ile yetinilerek dava konusu edilen taşınmazların satış vaadine konu taşınmazlar olmadığı kanaatiyle hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Hükmün bu gerekçeyle bozulması gerekirken maddi hata sonucu Dairemizce onanmış olduğu bu defa yapılan incelemede anlaşıldığından karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 08.02.2022 tarihli onama ilamının kaldırılmasına, hükmün yukarıda belirtilen gerekçeyle bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 08.02.2022 tarihli 2021/7398 Esas ve 2022/814 Karar sayılı onama ilamının KALDIRILMASINA, yukarıda belirtilen nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 07.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.