Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/13713 E. 2007/15176 K. 30.11.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/13713
KARAR NO : 2007/15176
KARAR TARİHİ : 30.11.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 28.6.2004 gününde verilen dilekçe ile gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 28.6.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalılar zamanaşımı savunmasında bulunmuştur.
Mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
Kaynağını Borçlar Kanununun 22 maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri resmi şekil şartına bağlı tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türündendir. Vaad alacaklısı, sözleşmeyle kazandığı kişisel hakkına dayanarak borcun iradi biçimde yerine getirilmemesi halinde açacağı ferağa icbar davası ile mahkemeden hükmen tescil isteminde bulunabilir.
Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanunu’nun 125. maddesi hükmünce on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır ve bu süre sözleşmenin ifa olanağının doğması ile işlemeye başlar. Ancak satışı vaad edilen taşınmaz, sözleşme ile veya fiilen satış vaadini kabul eden kişiye yani vaad alacaklısına teslim edilmiş ise on yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılan davalarda zamanaşımı savunması Medeni Kanunun 2. maddesinde yer alan “dürüst davranma” kuralı ile bağdaşmayacağından dinlenmez.
Somut olayda; Davacının isteminin dayanağı olan ve biçimine uygun düzenlenen 29.7.1982 tarihli sözleşmede satışa konu edilen 294 ada 73 parselin davacıya satış vaadinde bulunulduğu satış bedelinin tamamen alındığı ve “…zilyetlik haklarını da mahallen ve fiilen devir ve teslim edildiği…” yazılıdır.
Görülüyor ki, satışı vaad edilen taşınmazın zilyetliğinin devredildiği sözleşmede yer almıştır. Bu gibi durumlarda Türk Medeni Kanununun 979.maddesinde yer alan hüküm uyarınca zilyetlik hükmen teslim edilmiş, artık devreden kişi fer’i zilyet, devralan kişi ise asli zilyet sıfatını kazanmış kabul edilir. Zilyetlik hükmen devredildiğinden davalıların zamanaşımı savunması az yukarıda sözü edilen dürüst davranma kurallarına uygun düşmez.
Mahkemece tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda, işin esası incelenerek bir hüküm kurulması yerine, davalıların zamanaşımı savunmalarına değer tanınarak davanın reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 30.11.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.