Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2009/184 E. 2009/2256 K. 17.04.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/184
KARAR NO : 2009/2256
KARAR TARİHİ : 17.04.2009

Mahkemesi :Sulh Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, BK’nın 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanmakta olup davacı yüklenici iş bedelinin tahsili için başlattığı icra takibine davalı iş sahibince itiraz edilmesi üzerine İİK’nın 67. maddesi uyarınca itirazın iptâli, takibin devamı ve %40 inkâr tazminatının tahsili istemleriyle dava açmış, mahkemece kısmen kabule dair verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Taraflar arasında davalı iş sahibine ait iş makinalarının onarım ve bakımı konusunda sözlü olarak anlaşmaya varıldığı ve bu suretle akdî ilişkinin kurulduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Nitekim anılan sözleşme kapsamında yapılan bir onarım faaliyetine dayalı olarak davacı yüklenici tarafından davaya esas icra takibinin konusunu oluşturan 25.11.2007 tarih ve 020223 numaralı ve 4.720,00 TL bedelli fatura düzenlenmiş, davalı iş sahibi de belirtilen faturayı aldığını ve faturaya karşı herhangi bir itirazda bulunmadığını kabul etmiştir. Keza davacının onarılan eseri davalıya teslim ettiği çekişmesiz olduğu gibi davalı yanca eserin ayıplı şekilde onarıldığına dair yasada öngörülen süre içinde herhangi bir bildirimde bulunduğu da kanıtlanmış değildir (BK. 359.md.)
Buna karşın davalı iş sahibi savunmasında; iş bedelinin bir kısmına karşılık olmak üzere davacı yükleniciye üç ton mıcır teslim ettiğini iddia ederek bu savunmasını ispat için dosya kapsamında mevcut sevk irsaliyeleri ile kantar fişlerinin fotokopilerini ibraz etmiş, mahkemece davacıya bu delillere karşı diyeceği sorulmaksızın ve bu konuda herhangi bir inceleme de yapılmaksızın soyut şekilde davalının iddialarını ispat edecek herhangi bir delil nitelikli belge sunmadığı gerekçesi ile hükme varılmıştır. Oysa davalı itirazın iptâli davasında icra takibine karşı bildirdiği itiraz sebepleri ile bağlı olmaksızın yeni itiraz sebepleri de bildirebileceğine göre açıklanan savunma nedeninin incelenmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
Şu halde mahkemece yapılacak iş; davalının bu savunmasının bir mahsup talebi niteliğinde olduğu dikkate alınarak, tarafların HUMK’nın 230 ve devamı maddeleri uyarınca isticvap edilip, bu doğrultuda bahsi geçen mıcırların davacıya teslimini gösteren sevk irsaliyelerinin sıhhati üzerinde inceleme yapılması, bunların doğruluğunun ve özellikle belirtilen miktarda mıcırın davacıya teslim edildiğinin kanıtlandığının kabulü halinde, mıcırların özelliklerinin de belirlenerek davacıya teslim tarihindeki serbest piyasa rayiçleri üzerinden değerinin teknik bir bilirkişiye tesbit ettirilmesi suretiyle tesbit edilecek bedelin davacı alacağından indirilerek kalan miktar yönünden hüküm kurulması, aksi halde yani yapılacak inceleme neticesinde mıcırların yazılı delillerle davacıya teslim edildiğinin kanıtlanamadığının kabulü durumunda ise davalının davacıya yemin teklif hakkı olduğu hatırlatılarak sonucuna göre uyuşmazlığın bir çözüme ulaştırılması ve talep konusu icra inkâr tazminatının da bu çerçevede değerlendirilmesinden ibarettir.
Değinilen hususlar nazara alınmaksızın eksik inceleme ve dosya kapsamına uygun olmayan gerekçe ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1.) bendde açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının reddine, (2.) bent uyarınca hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 17.04.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.