Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2009/1103 E. 2009/3311 K. 02.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1103
KARAR NO : 2009/3311
KARAR TARİHİ : 02.06.2009

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, BK’nın 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, ayıplı yapılan imalât nedeniyle oluşan zararın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karar davacı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı yüklenici … Endüstri Meslek Lisesi İnşaatının yapımını 04.07.1995 tarihli sözleşme ile üstlenmiş, işin kesin kabulü 12.09.2000 tarihinde yapılmış, 21.11.2000 tarihinde de kesin kabul tutanağı onaylanmıştır.
Dava dilekçesinde; yapılan deprem tahkiki sonucu Endüstri Meslek Lisesi binasında ayıplı malzeme kullanıldığı, yüklenici tarafından teknik icaplara uygun imalât yapılmadığı, demir donatısının ve beton mukavemetinin belirtilen hükümlere uygun olmadığı, binanın güçlendirilmesi gerektiği belirtilerek, güçlendirme projesinin uygulanması için gereken meblağın yükleniciden tahsili istenmiştir. Dava nedeni işin fen ve teknik kurullara aykırı yapılması ve yapılan işte ayıplı malzeme kullanılması şekilde gösterilmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; binada kullanılan demir donatılarının projesine uygun olarak yapılmış olduğu, inşaatın ihale tarihinde uygulanmakta olan 1975 yılı deprem yönetmeliğine göre hazırlanmış projelere uygun olarak yapılmış olduğu, idare tarafından yaptırılan güçlendirme projesinin ise 1998 tarihli “Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik” esaslarına göre hazırlanmış olduğu, bu yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan yapıları kapsamayacağı, bu nedenle davacı idarenin alacak talebinde haklı olmadığı belirtilmiştir. Gerçekten, dava konusu ikmâl inşaatının 1975 yılı deprem yönetmeliğinin yürürlükte olduğu dönemde yapılıp teslim edildiği anlaşıldığına göre, bilirkişilerce değerlendirmenin bu yönetmelik hükümlerine göre yapılmasında bir isabetsizlik yoktur. Ancak, davacı idare vekili bilirkişi raporuna itiraz ve temyiz dilekçesinde “yapıda kullanılan halihazır beton mukavemetinin projede öngörülen B160 betonunun değeri olan 140 kg/cm2’nin çok altında olduğunu, dava konusu yapının
beton elemanlarından alınan beton karot numunelerinin laboratuar ortamında test edilmesiyle elde edilen halihazır beton gerilmeleri A Blokta 18.92 kg/cm2, B Blokta 12.59 kg/cm2 olduğunun tesbit edildiğini, A Blokta olması gereken beton mukavemetinin %14’ü, B Blokta olması gereken beton mukavemetinin %9’unu sağladığını, demir donatı cinsleri ve donatı aralıklarının tesbiti amacıyla yapılan röntgen çekimlerinin yapının hangi elemanlarından alındığının belli olmadığını, yapı planı üzerinde gösterilmediğini” ileri sürmüştür. Davacı idare vekilinin demir donatıları ve beton imalâtı ile ilgili olarak yaptığı itirazlar yönünden bilirkişi raporunda yeterli açıklama ve açıklık bulunmamaktadır. Mahkemece davacı vekilinin itirazlarını cevaplandırır ek rapor alınmadan hüküm kurulmuştur.
HUMK’nın 275. maddesi uyarınca, mahkemece çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir. Aynı Yasa’nın 283. maddesine göre de, hakim bilirkişi raporunda noksan ve müphem gördüğü hususların tamamlanması veya açıklanması, tarafların rapora itirazları var ise bu itirazların cevaplanması için bilirkişi veya bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verebilir. Bundan sonra rapor veya ek raporun hüküm kurmaya elverişli bulunmaması halinde ayrı bir bilirkişi veya bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekir. Bilirkişi raporlarının da gerekli açıklamaları taşıması ve Yargıtay denetimine elverişli olması lazımdır.
Hal böyle olunca, bilirkişilerden davacı idare vekilinin rapora yönelik itirazlarını cevaplandırır nitelikte Yargıtay denetimine elverişli ek rapor ve gerek görülmesi halinde yeniden oluşturulacak bir bilirkişi kurulundan rapor alınmadan yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece yapılması gereken iş, Yargıtay denetimine elverişli, davacı idarenin itirazlarını cevaplandırır biçimde bilirkişilerden ek rapor, gerek görülmesi halinde de yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulundan rapor almak ve sonucuna göre hüküm kurmaktan ibarettir. Yetersiz rapora bağlı kalınarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı İdare yararına BOZULMASINA, 02.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.