YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/7143
KARAR NO : 2006/10228
KARAR TARİHİ : 02.10.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 11.07.2003 gününde verilen dilekçe ile taviz bedeline tabi olmadığının tespiti ve tapuda vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne vakıf şerhinin terkini talebinin hak düşürücü süre nedeniyle reddine, taviz bedeline tabi olmadığının tespitine dair verilen 2.6.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … İdaresi vekili ve davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kayıtlarındaki vakıf şerhinin silinmesi istemiyle açılmıştır.
Mahkemece hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle davanın reddine, ancak kayıtlarda geçen Sultan Beyazıt Vakfı’nın gayrisahih nitelikte ve taviz bedeline tabi olmayan vakıflardan bulunduğunun tespitine karar verilmiş, hükmü taraflar temyiz etmiştir.
Uyuşmazlık, öncesi 362 parsel olan 450 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki vakıf şerhinin terkinine ilişkindir. 362 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağı beyanlar hanesinde Sultan Beyazıt Vakfı’ndan gelme olduğu şerhi yazılıdır. Tutanak mahkemenin kabul ettiğinin aksine 28.12.1983 tarihinde değil, Tapu Sicil Müdürlüğünün 16.12.2004 tarihli yanıtına göre 22.12.1999 tarihinde kesinleşmiştir. Böyle olunca 11.07.2004 tarihinde açılan dava 10 yıllık süre içinde açılmıştır. Mahkemenin hak düşürücü serinin geçtiği nedeniyle davayı reddetmiş olması açıklanan bu nedenle doğru olmamıştır. Kaldı ki, vakıf şerhinin terkini için 10 yıllık süreye bakılmaksızın dava açılması mümkündür. 10 yıllık süre geçmiş olsa bile açılan davada önemli olan vakfın niteliğinin belirlenmesidir. Şayet terkini istenen vakıf gayrisahih vakıf ise kayıtlardaki vakıf şerhi vakıfta
… İdaresinin ivaz hakkı bulunmadığından kabul edilecek şerh sahih bir vakıfa ait ise, terkin ivaz karşılığı yapılacaktır. Çünkü vakıf taşınmazlardaki … İdaresinin hakkı taviz bedeliyle sınırlıdır.
Burada eski hukukumuzda kaynağını Arazi Kanununun 4. maddesinden alan ve vakıfları mülkiyet hakkının devredilip edilmemesine göre vakfın nitelik bakımdan ayıran iki türünden bahsetmek yerinde olacaktır.
Bunlardan ilki, sahih vakıflardır. Sahih … aynı anda akara tahsisli gelirlerinden yararlanılan vakıf türüdür. Sahih vakıflarda getirdikleri gelirlere göre ya mukataalı vakıf veyahutta icareteynli … olarak ayrıma tabi tutulur.
Diğeri ise, sahih olmayan … yani tahsis ve irsat kabilinden gayrisahih vakıflardır. Bunlar padişah ya da onun izin verdiği kişiler tarafından miri arazi türü denen arazi üzerinde meydana getirilen vakıflardır. Arazi Kanunnamesinde miri araziler, … köy ve kasabaların tümüyle dışında kalan tarla, çayır, yaylak, kışlak, koru veya benzeri yerler olarak tarif edilmektedir. Görüldüğü üzere sahih vakıfların konusunu … köy kasaba ya da şehir içindeki mülk topraklar teşkil etmekte iken sahih olmayan vakıfların konusunu anılan … yerleşim birimlerinin tümüyle dışında kalan miri yani Devlete ait araziler teşkil etmektedir.
Uygulama ve doktirinde vergi ve resimlerin (aşar ve rusumatın) bir hayır cemiyetine tahsis edildiği vakıflarda her ne kadar 2762 sayılı … Yasanın 27. maddesinde sahih olmayan … yönünden tam bir açıklık bulunmamakta ise de; taviz bedeli alınamaması gerektiğinde tam bir birlik vardır. Açıkçası vakıfların taviz bedeli alınarak mülkiyetini mutasarrıfına terk edeceği vakıf türleri sahih vakıflardır. Gayrisahih olan vakıf türlerinde … İdaresinin taviz bedeli istemesine olanak bulunmadığından … Genel Müdürlüğünün dava açarak sahih olmayan bir vakfa ait şerhin tapu siciline işlenmesini istemesinde de hukuki yararı yoktur.
Vakfiye kapsamındaki her taşınmazın coğrafi konumu ve hukuki durumu ayrı ayrı olacağından bu taşınmazların … köy, kasaba ya da şehir içindeki mülk topraklar içinde olup olmadığının dosya üzerinde yapılan bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkartılması doğru olmaz. O yüzden incelemenin keşfen yapılması taşınmazın konumunun düzenlenecek paftada … köy ve kasaba ya da şehirlere göre haritasında işaret edilmesi vakfın niteliği hakkında bu belirlemeden sonra görüş bildirilmesi gerekir.
Bütün bunlardan anlaşılacağı üzere vakıf türünün belirlenmesi ve belirlenen vakıf türüne göre çekişmeli taşınmazda vakfın bir hakkının kalıp kalmadığının, taviz bedeli ödenip ödenmeyeceğinin vakıf şerhinin doğrudan kaldırılması gerekip gerekmediğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmadan
saptanması bu tür davalarda önem kazanmaktadır. Hal böyle olunca vakıflara ait tapu kaydı ilk tesisinden getirtilmeli, vakıf durumunu gösterir kayıtlar ve dayanılan diğer belgeler merciinden istenmeli, … Genel Müdürlüğünden kayda işaret edilmiş vakfın türü hakkında bilgi alınmalı ve HUMK.nun 275. maddesi uyarınca yukarıdan beri sayılan ilkeleri kapsar biçimde bilirkişi görüşüne başvurularak sonucuna uygun bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece tüm bu hususlar bir yana bırakılarak vakfın taviz bedeline tabi olmayan vakıf türlerinden olduğunun kabulü yanlıştır. Karar bu nedenle bozulmalıdır.
Bütün bunlardan ayrı dava kayıt maliklerinden Asiye ve Zeynep’in mirasçıları sıfatıyla açılmıştır. Dosyada kayıt maliki Asiye’ye ait mirasçılık belgesi var ise de, Zeynep’in mirasçılarını gösterir veraset ilamı bulunmadığından davacıların kayıt maliki Zeynep ile ilişikleri anlaşılamamaktadır. Bu eksikliğin de giderilmesi şayet yapılarak araştırma ve inceleme sonucu vakfın taviz bedeline tabi olmayan gayrisahih vakıf olduğu sonucuna ulaşılırsa vakıf şerhinin kayıt maliklerinin payları üzerinden kaldırılması gerekir.
Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle tarafların temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin harçların istek halinde yatıranlara iadesine, 02.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.