YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/8242
KARAR NO : 2006/10298
KARAR TARİHİ : 03.10.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 15.09.2005 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesi harici satış ve muvazaa iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 02.03.2006 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 03.10.2006 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili gelmedi. Karşı taraf davalılar Muhsin Tosun vd. vekili Av. M. Günşat Aksu geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacılar, dava dışı Aziz Yurtkuran ve Firuz Yurtkuran’ın paydaş oldukları 129, 130, 131, 132 ve 134 parsel sayılı taşınmazlarda hisselerine düşen bölümü noterde 5.8.1975 ve 11.9.1975, tarihli satış vaadi sözleşmeleri ile satın aldıklarını, satın aldıkları payın daha sonradan Aziz ve Firuz Yurtkuran mirasçıları tarafından danışıklı olarak davalılara satıldığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemişlerdir.
Mahkemece, davanın 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesi gereğince on yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanunun 12/3 maddesinde “Bu tutanakta belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz. ” hükmü getirilmiştir. Bu
hükümle, kadastro tutanaklarının kesinleşmesinden sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açılması on yıl süre ile sınırlandırılmıştır. Aynı yasanın 40. maddesinde ise, “Çalışma alanlarında, kadastroya başlanıldıktan sonra her türlü akit ve tescil işlemleri taşınmaz malların o andaki kadastro tespit durumu, kadastro müdürlüklerinden sorularak alınacak cevaba göre tapu siçil müdürlükleri tarafından yapılır ve kayıt örnekleri kadastro müdürlüğüne gönderilir.” hükmü öngörülmüştür.
Somut olayda; dava konusu taşınmazların kadastro tespiti 27.10.1971 tarihinde yapılmış, dosyaya sunulan tapu kayıtlarına göre 31.12.1984 tarihinde kesinleşmiştir. Davacılar, dava konusu taşınmazları kadastro tespitinden sonra, ancak kesinleşmelerinden önce 5.8.1975 ve 11.9.1975 tarihli satış vaadi sözleşmeleri ile satın aldıklarını ileri sürerek tescil edildiklerine ve 3402 sayılı yasanın 40. maddesi uyarınca kadastro tespitinden önce tapu sicil müdürlüğüne de başvurmadıklarına göre, kadastrodan önceki sebeplere değil, kadastrodan sonraki hukuki sebeplere dayanmaktadırlar. Bu nedenle, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesi gereğince on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda yazılı nedenlerle ; davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 03.10.2006 tarihinde oy birliği ile karar verildi.