YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/11995
KARAR NO : 2008/11190
KARAR TARİHİ : 22.09.2008
Mahkemesi :İş Mahkemesi
No :
Davacı, eşi … … davalılardan işverene ait işyerinde 1985 tarihinden itibaren geçen ve … noksan bildirilen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı … Başkanlığı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava hukuki nitelikçe, davacı murisi … …’in, davalılara ait işyerinde 01.01.1985 – 31.08.1986 tarihleri arasında sürekli biçimde çalıştığı iddiasıyla, anılan tarihler arasındaki Kuruma bildirilmeyen çalışma süresinin tespiti istemine ilişkindir.
Davanın yasal dayanağını teşkil eden 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir.Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir.Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi yada çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez.
Somut olayda; davacı murisi … …’in, 01.05.1985 ile işyerinden ayrıldığı 31.08.1986 tarihleri arasındaki çalışmalarının kısmen primi ödenerek Kuruma bildirilmesi ve bu dönemdeki çalışmasının kesintisiz biçimde devam ettiğinin anlaşılması karşısında; 01.05.1985 tarihinden itibaren sigortalının işyerinden çıkışına kadarki süre için hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahsedilemeyeceği açık olup, Mahkemenin bu yöndeki kabulü yerindedir.
Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
Yukarıdaki açıklamalar kapsamında somut olaya bakıldığında; Kuruma bildirilmeyen ve Kurumca da sigortalılığa ilişkin herhangi bir tespitin bulunmadığı 01.01.1985 ile 30.04.1985 tarihleri arasında ki hizmet süresi bakımından hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; dava konusu işyerinde kesintisiz biçimde geçen çalışmanın sona erdiği (31.08.1986) yılın sonu başlangıç tarihi olarak alındığında, davanın açıldığı 10.01.2005 tarihi itibariyle 5 yıllık hak düşürücü sürenin fazlasıyla geçtiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca da, 01.01.1985 – 30.04.1985 (mahkemece maddi hata sonucu 31.04.1985 olarak yazılmıştır.) dönemindeki çalışma süresine ilişkin olarak davanın, hak düşürücü süre nedeniyle reddi kararı verilmesi gerekirken aksinin kabulü ile yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden karar bozulmamalı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438 inci maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Hükmün “1” numaralı bendindeki “01/01/1985-31.04.1985 ve” ibaresinin silinerek hükümden çıkarılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 22.09.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.