Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/8765 E. 2007/9604 K. 17.07.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/8765
KARAR NO : 2007/9604
KARAR TARİHİ : 17.07.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 21.02.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; mahkemenin görevsizliğine dair verilen 25.01.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, sicilde davalı eş adına kayıtlı bulunan taşınmazın gerçekte kendi namına satın alındığı iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece taraflar arasında derdest boşanma davası olduğundan, eldeki davada boşanma davasının fer’i niteliği taşıdığından, davayı görecek mahkeme Aile Mahkemesi olmakla görevsizliğe ve dava dosyasının boşanma dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
Hükmü davalı temyiz etmiştir.
Dava, mahkemenin kabul ettiğinin aksine boşanma davasının feri niteliğinde bir dava değil, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
İnanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı işlemin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın inanılan tarafından kullanılma, yönetilme ve inanana iade şartlarını içeren borçlandırıcı bir işlemdir.
7.10.1953 tarih, 7/8 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulandığı üzere; sicilde eşlerden biri adına kayıtlı bulunan bir taşınmazın, gerçekte kendi namına satın alınması gerektiğini ve bedelini de kendisinin verdiğini ileri sürerek kaydın adına tashihini isteyen diğer eşin bu isteğinin kabul edilebilmesi için, aralarında Medeni Kanunun 706. maddesi ( Önceki Medeni kanunun 634. maddesi) hükmüne göre düzenlenmiş resmi bir sözleşme olması gerekir. Böyle bir sözleşme yoksa davacının mülkiyet aktarımı için geçerli bir hukuki nedene dayandığından söz edilemez ve ayın (mülkiyet) iddiası dinlenemez. Salt bedelin davacı tarafından ödenmiş olması veya eşler arasında temsil ilişkisinin bulunması da kaydın iptalini gerektirmez.
Eldeki dava, inanç ilişkisi iddiasına dayalı olduğundan, davanın görülme ve hükme bağlanma yeri Aile Mahkemesi değil, davanın açıldığı Asliye Hukuk Mahkemesidir. Mahkemece uyuşmazlığın vasıflandırılmasında hataya düşülerek görevsizlik kararı verilmesi yanlıştır.
Kabule göre de;
Görevsizlik kararı bir mahkemenin oluşturduğu nihai kararlardandır. Önüne getirilen uyuşmazlığı nihai bir kararla çözen mahkeme dava dosyasından el çektikten sonra da başkaca bir hüküm kuramaz. Bu durumun gözden kaçırılması suretiyle görevsizlik kararı verilmesine rağmen ayrıca davaların birleştirilmesinin hüküm altına alınması da doğru olmamıştır.
Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 17.07.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.