YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14424
KARAR NO : 2022/14516
KARAR TARİHİ : 08.11.2022
MAHKEMESİ :… Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya ait işyerinde sekreter olarak çalıştığını, fiilen 14.03.2005 tarihinde çalışmaya başlamasına rağmen Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre 01.03.2007 tarihinden itibaren çalışmalarının bildirildiğini, … sözleşmesinin işverence haksız şekilde feshedildiğini, fesih sonrası bir kısım ödeme yapılmakla birlikte alacaklarının eksik ödenmiş olduğunu … sürerek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, hafta tatili ile … … ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davaya konu yaptığı çalışma dönemi olan 14.03.2005-01.03.2007 tarihleri arasında müvekkili Şirket çalışanı olmadığını, davacının bu tarihler arasında … Turizm AŞ ve … Turizm AŞ tarafından istihdam edildiğini, davacının dava konusu taleplerini bu tarihlerde işvereni olan Şirketlere yöneltmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti
Mahkemece yapılan yargılama sonunda 29.01.2014 tarihli karar ile toplanan kanıtlara ve bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bozma ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
Kararın; taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 29.05.2015 tarihli ve 2014/13937 Esas, 2015/26353 Karar sayılı kararı ile;
“…
Dosyadaki tüm deliller ve özellikle işverence davacıya yapılan ödeme belgelerine göre davacının brüt ücreti 5.745,00 TL olup Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı alacakları hesaplanırken brüt 4.076,00 TL ücretin dikkate alınması isabetsizdir.
Davacı taraf dava dilekçesinde sunduğu yazılı delillere göre 73 tatil gününde çalıştığına dair iddiada bulunmuş, ıslah dilekçesinde de hafta sonu ve genel tatil alacağı olduğunu açıklamıştır.
Dava dilekçesindeki anlatım ve ıslah dilekçesindeki açıklamaya göre davacının genel tatil alacağı yanında hafta tatili ücreti de talep ettiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda sadece genel tatil ücreti hesabı yapıldığı görülmüş olup davacının sunduğu yazılı delillere göre hafta tatili alacağı da hesaplanıp hüküm altına alınmalıdır. …” gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz
Karar, yasal süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Gerekçe
I.Mahkeme kararında yazılacak hususların neler olduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 297 nci maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Öte yandan, kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte kararın gerekçesininde, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların Mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Bu husus 6100 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin ikinci fıkrasında; “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” şeklinde özellikle düzenlenmiştir.
Gerekçe – hüküm çelişkisi, 10.04.1992 tarihli ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olup, salt bu aykırılık bozma sebebidir.
Somut olayda; Mahkemece karar gerekçesinde, “…. davacının 14.3.2005-13.5.2010 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığının ve kıdem tazminatına hak kazandığının … olduğu, bozma ilamı sonrası alınan 2.12.2016 tarihli bilirkişi raporu 1.şıkka itibar edilerek dava konusu alacakların hüküm altına alınması gerekirken sehven kıdem tazminatı ve yıllık izin alacağı yönünden 1.şık hesaplamanın tutanağa yazıldığı…” açıklamasına yer verilmiş; hüküm fıkrasında ise kıdem tazminatı talebinin reddine, yıllık izin ücreti alacağının ise 02.12.2016 tarihli bilirkişi raporunun (2) numaralı seçeneğine göre kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme gerekçesi kendi içinde çelişkili olduğu gibi gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki oluşturulmuştur. Bu durumda kıdem tazminatı ve yıllık izin alacağı bakımından gerekçe ile hüküm arasında açık çelişki olduğundan kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
II.Kabule göre ise;
1.Davacı dava dilekçesinde sunduğu yazılı delillere göre 73 tatil gününde çalıştığını belirterek 1.000,00 TL … … ve genel tatil alacağı talebinde bulunmuş olup ıslah dilekçesinde de hafta tatili ile … … ve genel tatil alacağı olduğunu açıklamış ve toplamda 32.572,80 TL alacak talep etmiştir. Mahkemece bu husustaki alacak talebi ayrıştırılmadan “8.066,30 TL … genel tatil ücretinin ve hafta tatil ücretinin” hüküm altına alındığı görülmektedir. Ancak davacının bu husustaki talebi açık olmayıp hangi tutarda … … ve genel tatil ücreti alacağı, hangi tutarda hafta tatili ücreti alacağı talep ettiği dosya içeriğinden anlaşılamamaktadır. Bilindiği üzere, her iki alacak kalemi birbirinden ayrı olup hafta tatili ile … … ve genel tatil ücreti alacakları konusunda … kalem altında hüküm kurulması isabetsizdir. Bu nedenle Mahkemece, davacıya talebinin açıklattırılması ve buna göre ayrı ayrı olacak şekilde alacakların hüküm altına alınması gerekmektedir.
2. Öte yandan yukarıda belirtilen esaslara göre yapılacak yargılama ve kurulacak hüküm sonrası hüküm altına alınan alacaklara göre yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin yeniden hesaplanması, taraflar lehine hükmedilecek vekâlet ücreti takdirinde Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13 üncü maddesinin ikinci fıkrasının gözetilmesi gerekmektedir.
Sonuç
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, bozma sebebine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, 08.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.