YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/5635
KARAR NO : 2007/9911
KARAR TARİHİ : 20.07.2007
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 30.11.2004 ve 26.5.2005 gününde verilen dilekçeler ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22.12.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kayıtlı taşınmaza elatmanın önlenmesi istemiyle açılmıştır.
Mahkemece dava kabul edilmiştir.
Hükmü davalı temyiz etmiştir.
Dava konusu taşınmazın davacının murisi … adına Nisan 1937 tarih 32 numarada tapuda kayıtlı olduğu uygulamadan anlaşılmaktadır. Kayıt maliki … 1964 yılında ölmüştür. Mirasçılık belgesine göre davacı dışında başkaca mirasçıları da olduğu görülmektedir. Kayıt maliki …’in terekesinin elbirliği mülkiyeti halinde bulunduğu tartışmasızdır.
Burada hemen belirtilmelidir ki; elbirliği halinde mülkiyet yasa veya yasanın kabul ettiği sözleşmeler uyarınca aralarında ortaklık bağı bulunan kişilerin bir mala veya hakka birlikte malik olma durumunu ifade eder. Elbirliği mülkiyeti ortaklarının tüzel kişiliği yoktur. Mülkiyet bir bütün olarak elbirliği ortaklarının tümüne aittir. Bu özelliğinden dolayı da elbirliği halinde mülkiyete ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Her ne kadar Türk Medeni Kanunun 702/2.maddesinde kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliği ile karar verme şartı aranmışsa da son fıkrada «ortaklardan her biri topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabilir. Bu korumadan bütün ortaklar yararlanır.» hükmü getirilmiştir.
Bu hükmün 743 sayılı Medeni Kanununun 581. maddesinden farklı olarak düzenlenmesindeki neden kuşkusuz eski yasa yürürlüğünde ortaya çıkan bazı güçlükleri gidermektir. Böyle olunca olağan hakların korunması veya oybirliği ile karar vermeyi gerektiren nedenlerin ne olduğu bunlar arasındaki ayrımın sonuçları üzerinde durulması gerekecektir.
Olağan koruma eylemleri onarımlar, mahsullerin toplanması, bozulacak olanların satılması acele olarak yapılması zorunlu bulunan işlemin yerine getirilmesi ile istihkak, elatmanın önlenmesi, tapu sicilinde hak sahipliğinin saptanması gibi taksimi mümkün olmayan taleplerdir. Bunlarla ilgili olmak üzere elbirliği ortaklarından her biri bağımsız olarak dava hakkını kullanabilir. Fakat, Türk Medeni Kanunun 702/2. maddesinde aranan ortakların oybirliği şartı hiç şüphesiz terekeye ait bir hakkın tasarruf işlemleridir. Bu halde mülkiyet değişikliği söz konusu olacağından ortaklar oybirliği ile karar vermelidir. (HGK.16.02.2005 tarih 2005/8-22-2005/64 sayılı karar).
Somut olayda; dava kayıt maliki …’in mirasçılarından olan Osman tarafından açılmış ise de, dava niteliği itibariyle terekeye dahil malın olağan koruma talebini içerdiğinden, davanın elbirliği ortaklarından sadece birisi tarafından açılıp sürdürülmesinde yasaya aykırılık yoktur.
Yapılan yargılamaya toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalının bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, aşağıdaki onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 20.07.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.