Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/14617 E. 2007/16398 K. 26.12.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/14617
KARAR NO : 2007/16398
KARAR TARİHİ : 26.12.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalı aleyhine 02.08.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 12.07.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı, doğum tarihleri gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
İsim düzeltme davaları, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK.nun 13.maddesi uyarınca, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Böyle bir davayı tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanısıra, 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren yeni Türk Medeni Kanununun 702.maddesinin son fıkrası ile ortaklardan herbirinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden, elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan herhangi biri de, tek başına tapuda miras bırakanla ilgili düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu tür davanın, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak
açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde, yetkiye dayanılarak dava açan kişinin, aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Ayrıca, davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı dava konusu 67,69,102,115 ve 116 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydında paydaş olan miras bırakanı “… oğlu …’in ” yazılı olmayan soyadının nüfus kaydına uygun olarak “Kaya” şeklinde yazılmasını istemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava Medeni Kanununun 1027. maddesi gereğince tapu kaydında isim tashihi isteğine ilişkindir. Tapu Kayıtlarının düzgün tutulmasında kamu yararı bulunup, kamu düzenine ilişkin kayıt düzeltme davalarında mülkiyet nakline
yol açmamak için, tapu maliki ile kaydının düzeltilmesi istenen kişinin aynı şahıs olup olmadığının saptanması gerekir.
Somut olayda; Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Her ne kadar; Mahkemece, az yukarıda toplam beş bent altında sıralanan araştırma yöntemlerinden ilk dört sıradaki araştırmalar yapılmış ve bu araştırmalar neticesi davacının davasını ispat edemediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de; tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaatin oluşmaması durumunda tanıklar ve varsa tespit bilirkişilerinin de katılımıyla keşif yapılmadan eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması cihetine gidilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece yapılması gereken: tapulama tutanaklarında isimleri bulunan muhtar ve bilirkişilerden sağ olanları tespit edilip, bunların ve hüküm tesis edilirken dinlenen tanıkların taşınmazlar başında yapılacak keşifte mülkiyete ilişkin bilgilerine başvurulup, davacının iddialarını doğrulayıp doğrulamadıkları hususu saptanmalı, sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Yukarıda belirtilen hususlar ve açıklanan ilkeler doğrultusunda sonuca varılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.12.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.