Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/13488 E. 2022/8755 K. 03.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/13488
KARAR NO : 2022/8755
KARAR TARİHİ : 03.11.2022

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tespite İtiraz

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün bir kısım davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
Kadastro çalışmaları sırasında, … ili …ilçesi … köyü 101 ada 1, 103 ada 1 ve 3, 102 ada 1 ve 5 parsel sayılı taşınmazlar, tapu kaydına dayalı olarak davalılar adına tespit edilmiştir.
Davacılar … Mirasçıları, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedenine dayalı olarak davalılar adına yapılan kadastro tespitinin iptaline karar verilmesi istemiyle dava açmışlar ve yargılama sırasında davalı Hazine davaya dahil edilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, …İlçesi … Köyünde kâin 101 ada 1 parsel, 103 ada 1 ve 3 parsel, 102 ada 1 ve 5 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, bir kısım davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ nun 297/2. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre hüküm, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kapsamalıdır. Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Hükmün gerekçesi dosya içeriğine uygun olmak zorunda olup, ayrıca, hükmün gerekçesi ile sonuç kısmı birbiri ile çelişmemelidir.
T.C. Anayasası’nın 141. maddesi hükmü uyarınca, duruşmaların aleniyeti kuralı gereği, tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine aykırı ve çelişik olmaması gerekir. Bu nedenle Mahkeme hükmü tek olduğundan ve kısa kararla aynı sonuçları taşıyacağından, kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki halinde, yasaya uygun bir hükmün varlığından söz edilemez. Nitekim Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 tarih ve 7/4 sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni sayılacağı belirtilmiştir.
Somut olayda; Mahkemece, tefhim olunan kısa karar ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında dava konusu tüm taşınmazların tespit gibi tesciline karar verildiği halde, anılan kararın gerekçesinde; “… Köylüleri … ve arkadaşlarının açtığı davanın kabulü ile …İlçesi, … köyü 101 ada 1 parsel ve 103 ada 1 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitinin iptali ile kadastro tespit tutanağındaki vasıf miktar ve mahiyette davacı … Köylüleri adlarına tapuya tespit ve tesciline, ….., Köylüleri … …ve arkadaşlarının …İlçesi … Köyü 102 ada 1 parsel, 103 ada 3 parsel ve 102 ada 5 parsel sayılı taşınmazlar hakkında davanın reddi ile bu taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmesi gerekirken;
1- Zabıtta hüküm kurulurken davanın kabul yada reddi yönündeki mahkeme beyanının sehven yazılmadığı,
2- Mahkememizin kabulünü davacı tarafın davasının kabulü yönünde olmasına rağmen taraflar ile ilgili yanlışlık yapılması nedeniyle zabta davanın reddedildiğini gösterir şekilde sehven beyanların yazıldığı,
3- Söz konusu yanlışlığın dosya tarafının oldukça fazla olması, birleşen karşılıklı açılmış dosyalar nedeniyle davalı ve davacı taraf tespitinin karıştırılması ve birleşen dosyalar yönünden red ve kabul kararlarının zabıtta görünmemesi nedeniyle gerçekleştiği,
4- Söz konusu yanlışlığın fark edilmesine rağmen zabtın e-imza ile onaylanmış olması nedeniyle evrak üzerinde değişiklik yapmanın usül ve yasaya aykırılık teşkil edeceği tavzih yoluyla düzeltme yapmanın kanunen mümkün bulunmadığı,
5- Bu nedenle dosyanın temyiz incelemesi neticesi iadesi ile yeniden hüküm kurulurken yanlışlığın düzeltilmesi mümkün olduğu anlaşıldığından aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” denilerek, kararın gerekçesi ile hüküm kısmı ve tefhim olunan kısa karar arasında çelişki yaratıldığı anlaşılmakta olup, bu haliyle, gerekçe ve hüküm, davanın hangi parseller yönünden kabul hangi parseller yönünden ret kararı verildiği ve tespitin kabulüne mi yoksa reddine mi karar verildiği noktasında birbiriyle çelişmektedir.
Bu itibarla; Mahkemece, gerekçeli kararın gerekçe bölümü ile hüküm kısmı ve tefhim olunan kısa karar arasında çelişki yaratılması usul ve yasaya uygun bulunmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, bir kısım davacılar vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz yönlerine şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 03.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.