YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/13594
KARAR NO : 2007/14845
KARAR TARİHİ : 26.11.2007
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 24.04.2006 gününde verilen dilekçe ile meni müdahale ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; ispatlanamayan davanın reddine dair verilen 15.06.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı, 16.09.1988 tarih ve 31 numaralı tapu kaydı ile maliki olduğu taşınmazına davalının fıraktı ve baraka yapıp, ağaç dikmek suretiyle müdahalede bulunduğunu belirterek, el atmanın önlenmesi ile yapı ve ağaçların kal’ini istemiştir.
Davalı davanın reddini savunmuş, mahkemece yapılan yargılama sonunda ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı; dosyaya getirtilen tapu kayıt örneğine göre bu taşınmazın 1/4 payının maliki … oğlu …’nin, beş çocuğundan birisi olan ve 1908 tarihinde vefat eden …’in, … isimli çocuğundan torunudur. Tapu kaydına göre taşınmazın 1/4 payının sadece 2/20 payı davacı …’in babası muris …’ye isabet etmektedir. 1985 yılında vefat eden davacının babası …’nin terekesi elbirliği hükümlerine tabi olup davacı …, 2/20’lik bu paya annesi … ile kardeşleri …, …, …, … ve … ile elbirliği mülkiyeti kuralı uyarınca maliktir.
Elbirliği mülkiyetinde bu mülkiyete katılan kişiler arasında ortaklık mevcut olup mülkiyet tüm ortaklara aittir. Başka bir anlatımla, ortaklık tasfiye edilene dek mal ve haklar kişilere değil ortaklığa katılanların tamamına aittir. Elbirliği mülkiyetinin bu özelliğinden ötürü ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır. Her ne kadar ortaklardan biri tek başına dava açabilir ise de davanın devam edebilmesi diğer ortakların olurlarının alınması veya miras şirketine temsilci atanarak davanın bu temsilciyle sürdürülmesi koşuluna bağlıdır. Bu nedenle, mahkemece öncelikle bu husus üzerinde durularak, davaya taraf teşkili sağlandıktan sonra devam edilmesi gerekir iken, yargılamaya devamla hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Karar bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 26.11.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.